Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne baktığımızda "istiklal" kelimesinin anlamı net bir şekilde karşımıza çıkar: Bağımsızlık. Bir devletin veya bir milletin kendi kararlarını özgürce verebilmesi, başka bir gücün kontrolü altında olmaması durumu. Ancak kelimenin kökeni ve kullanım alanları incelendiğinde, "özgürlük" kavramıyla da yakından ilişkili olduğu görülür.
İstiklal, Arapça kökenli bir kelimedir. "Kökünden kopmak, ayrılmak, bağımsız olmak" gibi anlamlara gelen bir kökten türemiştir. Bu köken, kelimenin temel anlamını oluşturan bağımsızlık fikrini destekler niteliktedir.
Tarih boyunca istiklal, bir milletin varlığını sürdürebilmesi için olmazsa olmaz bir koşul olarak kabul edilmiştir. Özellikle Kurtuluş Savaşı gibi dönemlerde, istiklal mücadelesi, milletin bağımsızlığını kazanma ve kendi kaderini tayin etme arzusunu ifade etmiştir. İstiklal Marşı, bu mücadelenin en önemli sembollerinden biridir ve bağımsızlık vurgusuyla doludur.
Bağımsızlık (istiklal) ve özgürlük kavramları birbirini tamamlayan ve birbirine bağlı kavramlardır. Bir devletin bağımsız olması, o devletin vatandaşlarının özgürce yaşayabilmesinin ön koşuludur. Ancak bağımsızlık tek başına özgürlüğü garanti etmez. Özgürlük, bireylerin düşüncelerini ifade edebilmesi, inançlarını yaşayabilmesi, eğitim alabilmesi ve kendi potansiyellerini gerçekleştirebilmesi gibi daha geniş bir alanı kapsar.
İstiklal kelimesi, temel olarak bağımsızlık anlamına gelse de, içerdiği değerler ve çağrışımlar itibarıyla özgürlükle de yakından ilişkilidir. Bir milletin bağımsızlığı, o milletin özgürce yaşama hakkının temelini oluşturur. Bu nedenle istiklal, hem bağımsızlığı hem de özgürlüğü kapsayan geniş bir anlama sahiptir diyebiliriz.
İstiklal, bir milletin varoluş mücadelesinin, bağımsızlık arayışının ve özgürlük idealinin sembolüdür. Kelimenin anlamı, tarihsel ve siyasi bağlamı, bağımsızlık ve özgürlük arasındaki ilişki göz önüne alındığında, istiklalin sadece bir toprak parçasının bağımsızlığı değil, aynı zamanda bir milletin özgürce yaşama iradesi olduğu anlaşılır.