Mezopotamya mitolojisi, tanrılar ve tanrıçalarla dolu zengin bir evrene sahiptir. Bu evrende, kökenleri ve rolleri bazen karmaşıklaşan pek çok figür bulunur. Lahamu da bu figürlerden biridir. Genellikle Lahmu ile birlikte anılan Lahamu, ilk tanrısal çift olarak kabul edilir ve evrenin yaratılışında önemli bir rol oynar.
Lahamu'nun kökeni, Apsu (tatlı sular) ve Tiamat (tuzlu sular) olarak bilinen ilk varlıklara dayanır. Bu iki ilksel varlığın birleşimiyle Lahmu ve Lahamu doğmuştur. Onlar da daha sonraki tanrısal nesillerin ataları olmuşlardır.
Lahamu, genellikle çamur ve silt ile ilişkilendirilir. Bu, Mezopotamya'nın verimli topraklarının oluşumunda suyun ve toprağın birleşiminin önemini vurgular. Aynı zamanda, yaratılışın ham maddesi olarak da görülebilir.
Lahamu ve Lahmu, genellikle arka planda kalsalar da, evrenin yaratılışındaki temel taşlardan biridir. Onların varlığı, daha sonraki tanrısal mücadelelerin ve dünyanın şekillenmesinin zeminini hazırlamıştır.
Lahamu'nun tasvirleri nadir olmakla birlikte, genellikle yılan veya ejderha şeklinde betimlenir. Bu, onun ilksel ve kaotik doğasını yansıtır. Mezopotamya sanatında, su ve toprakla ilişkili sembollerle temsil edildiği de görülür.
Lahamu, Mezopotamya mitolojisinin derinliklerinde yatan, unutulmuş bir ana tanrıça olabilir. Ancak, onun evrenin yaratılışındaki rolü ve temsil ettiği anlamlar, Mezopotamya kültürünün ve inançlarının anlaşılması açısından önemlidir. Lahamu, suyun ve toprağın birleşiminden doğan yaşamın ve verimliliğin sembolü olarak, mitoloji dünyasında özel bir yere sahiptir.