Mahşer, İbrahimi dinlerde, özellikle İslam inancında, kıyametin kopmasının ardından tüm insanların diriltilerek toplanacağı ve yaptıkları her şeyden hesap vereceği evrensel düzeneği ifade eden dini bir terimdir. Arapça kökenli olan kelime, "toplanma yeri" veya "bir araya gelinen geniş alan" anlamına gelir.
Mahşer kavramı, temelini Kuran-ı Kerim'de ve diğer kutsal metinlerde bulur. İnanışa göre, Allah'ın insanlık tarihini sonlandırmak üzere kıyameti koparmasıyla birlikte, dünyadaki tüm canlılar ölecek ve ardından ikinci bir hayat başlayacaktır. İşte bu ikinci hayatın ilk sahnesi, mahşer meydanıdır.
Mahşer günü, bir dizi önemli olayın yaşanacağı kozmik bir süreçtir:
Mahşer inancı, dini öğretilerde merkezi bir role sahiptir. Bu inanç, insanlara hayatın anlamlı olduğunu ve yapılan her eylemin bir karşılığı bulunduğunu hatırlatır. Dünyadaki imtihanın nihai sonucu, mahşer meydanında belli olacak ve adaletin tam anlamıyla tecelli edeceği düşünülür. Bu nedenle, bir Müslüman için mahşer, hem bir korku ve titreme hem de iyiler için bir ümit ve kurtuluş günüdür.
Mahşer tasviri, yüzyıllar boyunca edebiyattan mimariye, minyatür sanatından çağdaş sinemaya kadar pek çok sanat dalında işlenmiştir. Özellikle Batı sanatında Michelangelo'nun "Son Yargı" freski ve İslam minyatürlerinde "Kıyamet Alametleri" tasvirleri, mahşer anının sanatsal yorumlarına dair çarpıcı örneklerdir.
Sonuç olarak, mahşer, inananlar için dünya hayatının son perdesi ve ebedi hayatın başlangıcı olan, adaletin, hesabın ve nihai yargının gerçekleşeceği metafizik bir gerçeklik olarak kabul edilir.