Max Planck, 20. yüzyılın başlarında fiziğin temel taşlarını sarsan ve modern fiziğin kapılarını açan kuantum teorisinin kurucusudur. Klasik fizikten kuantum fiziğine geçişte oynadığı rol, bilim tarihindeki en önemli devrimlerden biri olarak kabul edilir.
19. yüzyılın sonlarına doğru, klasik fizik (Newton mekaniği ve Maxwell elektromanyetizması) birçok olayı başarıyla açıklıyordu. Ancak, bazı deneysel sonuçlar klasik teorilerle çelişiyordu. Bu çelişkilerden en önemlileri şunlardı:
Max Planck, kara cisim ışıması problemini çözmek için radikal bir fikir ortaya attı: Enerji sürekli değil, belirli paketler (kuantalar) halinde yayılır ve soğurulur. Bu, enerjinin kesikli olduğu anlamına geliyordu. Planck, enerjinin bir kuantasının (E) frekans (ν) ile orantılı olduğunu varsaydı:
$E = hν$
Burada h, Planck sabiti olarak bilinen ve değeri yaklaşık $6.626 x 10^{-34} Js$ olan bir sabittir.
Planck'ın kuantum hipotezi, kuantum fiziğinin doğuşunu işaret etti. Daha sonra Albert Einstein, fotoelektrik olayı açıklamak için ışığın da kuantalar (fotonlar) halinde yayıldığını öne sürdü. Niels Bohr, atomların spektrumlarını açıklamak için kuantum teorisini kullandı. Bu gelişmeler, kuantum mekaniğinin temelini oluşturdu.
Kuantum fiziği, modern teknolojinin temelini oluşturur. Transistörler, lazerler, nükleer enerji, tıbbi görüntüleme cihazları ve daha birçok teknoloji, kuantum mekaniğinin prensiplerine dayanır.
Max Planck'ın bilimsel devrimi, klasik fizikten kuantum fiziğine geçişi sağlayarak, evreni daha derinlemesine anlamamızı sağlamıştır. Onun mirası, günümüzde hala bilim insanlarına ilham vermektedir.