Victor Hugo'nun 1831'de yayımlanan Notre Dame'ın Kamburu (orijinal adıyla Notre-Dame de Paris), sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda 15. yüzyıl Paris'inin toplumsal yapısını, kaderi ve insan ruhunun derinliklerini anlatan epik bir romandır. Roman, adını aldığı Notre Dame Katedrali'nin etrafında geçer ve karakterlerin hayatları, bu görkemli yapının gölgesinde kesişir.
Hikaye, 1482 yılında Paris'te geçer. Çingene kızı Esmeralda, sokaklarda dans ederek ve fal bakarak geçimini sağlamaktadır. Güzelliği, başrahip Claude Frollo'nun aklını başından alır. Frollo, ona sahip olabilmek için sadık hizmetkarı Quasimodo'yu Esmeralda'yı kaçırması için görevlendirir.
Ancak plan, Kaptan Phoebus ve askerleri tarafından engellenir. Quasimodo yakalanır ve meydanda halka açık bir şekilde cezalandırılır. O sırada tek başına ve acı çekerken, ona su uzatan tek kişi Esmeralda olur. Bu an, Quasimodo'nun ona karşı saf ve koşulsuz sevgisinin başlangıcıdır.
Esmeralda ise, onu "kurtaran" Phoebus'a aşık olur. Frollo, kıskançlık krizine girerek Phoebus'u bıçaklar ve suçu Esmeralda'nın üzerine atar. Esmeralda, büyücülük ve cinayet suçlamasıyla idama mahkum edilir. Tam idam edileceği sırada, Notre Dame'dan inen Quasimodo onu kurtarır ve katedrale sığınır.
Katedral, o dönemde sığınma hakkı sunan kutsal bir yerdir. Quasimodo, Esmeralda'yı burada korumaya çalışır. Ancak Frollo'nun manipülasyonları ve Çingenelerin katedrali basarak Esmeralda'yı "kurtarmaya" çalışmasıyla durum karmaşık bir hal alır. Quasimodo, Çingeneleri düşman sanıp onlara karşı katedrali savunurken, Frollo fırsattan istifade Esmeralda'yı kaçırır.
Son sahnede, Frollo Esmeralda'ya olan tutkusuna karşılık vermediği için onu cellatlara teslim eder. Esmeralda idam edilir. Bu trajik manzarayı katedralin kulesinden izleyen Quasimodo, umutsuzluk ve keder içinde, kendisini yıkıma sürükleyen Frollo'yu aşağıya iter. Hikaye, Quasimodo'nun, yıllar sonra Esmeralda'nın kemiklerinin bulunduğu bir mezarda, onun cesedine sarılmış halde ölü olarak bulunmasıyla sona erer.
Notre Dame'ın Kamburu, trajik aşk hikayesi, unutulmaz karakterleri ve toplumsal eleştirileriyle edebiyat tarihinin en etkileyici eserlerinden biri olmaya devam etmektedir.