Antik Mısır'da ölüm, bir son değil, yeni bir başlangıçtı. Bu yolculukta, kalbin tartılması ritüeli hayati bir öneme sahipti. İşte bu noktada, Maat Tüyü devreye girerdi.
Ölümden sonraki hayatta, ölen kişinin kalbi, Anubis tarafından bir terazinin bir kefesine konulurdu. Terazinin diğer kefesinde ise Maat'ın tüyü bulunurdu. Eğer kalp, tüyden ağır gelirse, kişi ahirete geçemezdi ve kalbi Ammit tarafından yenilirdi. Bu, o kişinin sonsuza dek yok olması anlamına geliyordu.
Thoth, bilgelik ve yazı tanrısı olarak, bu önemli anı kaydederdi. Kalbin tartılma sonucu, kişinin kaderini belirlerdi.
Maat'ın tüyü, Antik Mısır'daki ahiret inancının temel taşlarından biridir. Bu inanç, insanların yaşamları boyunca doğru ve adil olmaya teşvik ederdi. Ölümden sonraki yaşamın, dünyadaki davranışlara bağlı olduğu düşüncesi, toplumsal düzenin korunmasına yardımcı olmuştur.
Ahirete geçebilmek, bir nevi ölümsüzlüğe ulaşmak anlamına geliyordu. Kalbin Maat'ın tüyü kadar hafif olması, kişinin ruhunun sonsuza dek var olacağının bir işaretiydi.