Osmanlı-Venedik savaşları, iki büyük Akdeniz gücü arasında yüzyıllar boyunca süren mücadeleler dizisidir. Bu çatışmaların en uzun süreni ve en önemlilerinden biri, Girit'in Fethi olarak bilinen ve tam 24 yıl (1645-1669) süren büyük savaştır.
Girit, stratejik konumu ve verimli topraklarıyla her zaman büyük güçlerin ilgisini çekmiştir. 17. yüzyıla gelindiğinde ada, Venedik Cumhuriyeti'nin kontrolündeydi. Osmanlı İmparatorluğu'nun Girit'e yönelmesinin başlıca nedenleri:
Osmanlı donanması, 1645 yılında büyük bir seferle Girit'e çıkarma yaptı. Kısa sürede adanın ikinci büyük şehri olan Hanya ele geçirildi. Bu başarı, Osmanlılar için önemli bir moral kaynağı oldu.
Ancak asıl mücadele, adanın başkenti Kandiye kalesi önünde yaşandı. Venedikliler, mükemmel tahkim edilmiş bu kaleyi 21 yıl boyunca kahramanca savundular. Kuşatma, tarihin en uzun kuşatmalarından biri olarak kayıtlara geçti.
1666 yılında Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa bizzat kuşatmayı yönetmek üzere Girit'e geldi. Onun kararlı liderliği ve organize saldırıları sonucunda, 1669 yılında Kandiye kalesi teslim oldu.
Girit'in fethi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son büyük toprak kazanımı olarak tarihe geçmiştir. Bu uzun ve yıpratıcı savaş, iki büyük Akdeniz gücü arasındaki mücadelenin doruk noktası olmuş, Osmanlıların Venedik'le olan deniz mücadelesinde önemli bir zafer kazanmasını sağlamıştır. Girit, Osmanlı idaresinde 1898 yılına kadar kalmış, bu süre zarfında adada önemli kültürel ve mimari izler bırakmıştır.
Girit Savaşı, sadece bir toprak kazanımı değil, aynı zamanda askeri strateji, kuşatma sanatı ve diplomasi açısından da incelenmesi gereken önemli bir tarihsel olaydır.