Ruyi Jingu Bang'ın hikayesi, Doğu Denizi Ejderha Kralı'nın sarayının derinliklerinde başlar. Efsaneye göre, bu asa aslında evrenin başlangıcında tanrılar tarafından dünyayı ölçmek için kullanılmış, devasa, altın bir sütundu. Zamanla unutulmuş ve denizin dibinde, sıradan bir demir parçası gibi duruyordu.
Sun Wukong, ölümsüzlüğü arayışında ve gücünü kanıtlama yolunda Ejderha Kralı'nın sarayına gelir. Burada, diğer silahları beğenmeyince, Ejderha Kralı ona denizin derinliklerindeki bu "demir parçasını" önerir. Sun Wukong, asayı ilk gördüğünde onun sıradan olmadığını anlar ve onu istediği gibi küçültüp büyütebileceğini fark eder. İşte o andan itibaren, bu demir parçası Ruyi Jingu Bang adını alır ve Sun Wukong'un ayrılmaz bir parçası haline gelir.
Ruyi Jingu Bang, Sun Wukong'un Cennet'e karşı isyanında, Buda'nın sınavlarında ve Tang Sanzang ile Batı'ya yaptığı kutsal yolculukta ona eşlik eder. Asa, onun en güvenilir silahı ve en yakın dostudur. Karşılaştığı her zorlukta, Ruyi Jingu Bang sayesinde üstesinden gelir ve efsanesini daha da büyütür.
Ruyi Jingu Bang'ın hikayesi, sadece bir mit değil, aynı zamanda Çin kültüründe cesaretin, zekanın ve adaletin sembolüdür. Sun Wukong'un hikayesi ve asası, günümüzde de kitaplarda, filmlerde, oyunlarda ve sanatta yaşamaya devam ediyor. Nesilden nesile aktarılan bu efsane, insanlara ilham vermeye ve hayal güçlerini harekete geçirmeye devam edecektir.