Eğitim-öğretim sürecinde genellikle göz ardı edilen ancak öğrenci başarısı, motivasyonu ve sınıf yönetimi üzerinde doğrudan etkisi olan en önemli unsurlardan biri, sınıfın fiziksel düzenidir. Sınıf, öğrencilerin ikinci evi, öğretmenin ise ofisidir. Bu alanın nasıl düzenlendiği, öğrenmeyi destekleyen veya engelleyen kritik bir rol oynar.
Sıraların öğretmen masasına dönük şekilde arka arkaya sıralandığı klasik düzendir. Öğretmen merkezli anlatım yöntemleri için uygundur. Ancak, öğrenci-öğrenci etkileşimi sınırlıdır ve öğretmenin arka sıralardaki öğrencilerle iletişimi zayıflayabilir.
Sıraların "U" şeklinde yerleştirildiği bu düzende, öğretmen merkezde değil, U'nun açık tarafındadır. Bu, tüm öğrencilerin birbirini görebildiği, yüksek düzeyde etkileşim ve göz teması sağlayan bir ortam yaratır. Tartışma ve sunumlar için idealdir.
Sıraların dörtlü veya beşli gruplar halinde bir araya getirilmesiyle oluşturulur. Grup çalışması, işbirlikli öğrenme ve proje tabanlı aktiviteler için en uygun düzendir. Öğrencilerin sosyal becerilerini geliştirir, ancak öğretmenin sınıf kontrolünü zorlaştırabilir.
Sınıfın farklı köşelerinde belirli bir amaca hizmet eden istasyonların (okuma köşesi, teknoloji istasyonu, sanat masası vb.) bulunduğu düzendir. Farklı öğrenme stillerine ve ilgi alanlarına hitap eder, bireysel çalışmayı teşvik eder.
Sonuç olarak, mükemmel bir sınıf düzeni yoktur. En iyi düzen, öğretmenin eğitim felsefesi, öğrencilerin yaşı ve ihtiyaçları, sınıf mevcudu, işlenen dersin doğası ve fiziksel sınıf koşulları gibi birçok faktör dikkate alınarak belirlenmelidir. Akıllıca düzenlenmiş bir sınıf, sessiz bir öğretmendir; öğrenmeyi destekler ve öğrencilere "Burada önemli şeyler oluyor" mesajını verir.