Orta Dünya'nın İkinci Çağı'nda, Valar'ın gazabından kaçan ve kötülüğün tohumlarını yeniden ekmeye ant içen bir Maia olan Sauron, güç için duyduğu doyumsuz arzuyla sahneye çıktı. İlk başlarda Annatar, Hediyelerin Efendisi olarak bilinen Sauron, elfleri kandırarak Güç Yüzükleri'nin yaratılmasına öncülük etti. Ancak onun gizli bir amacı vardı: Hepsine hükmedecek olan Tek Yüzük'ü dövmek.
Tek Yüzük, Sauron'a muazzam bir güç bahşediyordu. Onu görünmez yapabiliyor, zihinleri kontrol edebiliyor ve diğer yüzüklerin gücünü manipüle edebiliyordu. Ancak bu gücün bir bedeli vardı: Yüzük, sahibini yavaş yavaş etkisi altına alıyor, onu Sauron'a bağımlı hale getiriyordu. Yüzük'ün laneti, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhani bir çöküşü de beraberinde getiriyordu.
İnsanlar ve Elfler'in Son İttifakı, Sauron'a karşı savaş açtı. Uzun ve çetin bir mücadelenin ardından, Sauron yenildi ve Yüzük, İsildur tarafından ele geçirildi. Ancak Yüzük yok edilmediği için Sauron'un ruhu hayatta kaldı ve zamanla yeniden güçlendi. Yüzük'ün yok edilmesi için Frodo Baggins ve Samwise Gamgee'nin uzun ve tehlikeli yolculuğu başladı. Sonunda, Hüküm Dağı'nda Yüzük yok edildi ve Sauron'un gücü sonsuza dek kırıldı.
Tek Yüzük'ün yok edilmesiyle Orta Dünya'da yeni bir çağ başladı. Kötülüğün gölgesi dağıldı ve halklar arasında barış ve umut yeniden yeşerdi. Sauron'un düşüşü, en karanlık zamanlarda bile umudun ve cesaretin zaferini simgeliyor.