Oğuz Atay'ın edebiyatımızdaki başyapıtı Tutunamayanlar'da karşımıza çıkan Olric, sadece bir karakter değil, bir ruh halidir. Romanın ana karakteri Turgut Özben'in hayali arkadaşı, sırdaşı ve adeta alternatif benliği olan Olric, modern Türk edebiyatının en unutulmaz figürlerinden biridir.
Olric ismi, İngiliz edebiyatından gelir - Shakespeare'in Kral Lear oyunundaki soytarı Fool karakterinin Türkçe uyarlamasıdır. Ancak Atay'ın elinde bu karakter, sadece bir soytarı olmaktan çıkarak çok daha derin anlamlar kazanmıştır.
Olric, Turgut'un iç hesaplaşmalarının, kuşkularının ve toplumla uyumsuzluğunun somutlaşmış halidir. Turgut'un aklından geçenleri dile getiren, onun suskunluklarını konuşmaya dönüştüren bir aynadır.
Tıpkı Shakespeare'in soytarısı gibi Olric de "gerçeği söyleme lisansına" sahiptir. Toplumun ikiyüzlülüklerini, saçmalıklarını ve Turgut'un içinde bulunduğu çıkmazları acımasızca ifşa eder.
Olric ile Turgut arasındaki konuşmalar, romanın en çarpıcı bölümlerini oluşturur. Turgut'un Olric'e hitap şekli ("Gel Olric, gidiyoruz") adeta bir şifre, bir ritüel haline gelmiştir.
Olric, sadece bir edebi karakter olmanın ötesinde, birçok okur için kişisel bir yankı bulmuştur. Modern hayatın karmaşası içinde kendini yalnız hisseden, toplumla uyumsuzluk yaşayan her bireyin içinde bir parça Olric vardır. O, içimizdeki eleştirmen, kuşkucu ve belki de en dürüt olan yanımızdır.
Olric'i anlamak, Tutunamayanlar'ı anlamanın; Tutunamayanlar'ı anlamak ise modern insanın varoluşsal sancılarını kavramanın anahtarıdır. Oğuz Atay'ın deyimiyle: "Ben buradayım sevgili okur, sen neredesin? Gel Olric, gidiyoruz..."