Yeni Lisan makalesinde önerilen dil anlayışı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Halkın anlayacağı sade bir dil kullanılmalıdır
B) Arapça ve Farsça tamlamalardan kaçınılmalıdır
C) Yazı dili ile konuşma dili arasında uyum sağlanmalıdır
D) Yabancı dillerden yeni kelimeler alınmaya devam edilmelidir
Sevgili öğrenciler,
Bu soru, Türk edebiyatının önemli dönüm noktalarından biri olan "Yeni Lisan" hareketinin temel ilkelerini anlamamızı istiyor. "Yeni Lisan" makalesi, 1911 yılında Selanik'te yayımlanan Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin ve arkadaşları tarafından ortaya konan, Türkçenin sadeleşmesi ve millî bir dil haline gelmesi gerektiğini savunan bir bildiridir. Şimdi seçenekleri bu ilkeler ışığında tek tek inceleyelim:
- A) Halkın anlayacağı sade bir dil kullanılmalıdır: "Yeni Lisan" hareketinin en temel amacı, aydınların kullandığı ağır, Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu dili terk ederek, halkın konuştuğu ve anlayabileceği sade bir Türkçe oluşturmaktı. Bu ilke, hareketin özünü oluşturur. Dolayısıyla bu ifade, "Yeni Lisan" için söylenebilir.
- B) Arapça ve Farsça tamlamalardan kaçınılmalıdır: Makalenin en belirgin taleplerinden biri, Arapça ve Farsça dilbilgisi kurallarına göre oluşturulmuş tamlamaların (örneğin "hukuk-ı beşer", "servet-i fünun") dilden atılmasıydı. Onlar, bu tamlamaların Türkçeyi ağırlaştırdığını ve anlaşılmaz kıldığını savunuyorlardı. Bu ifade de "Yeni Lisan" için söylenebilir.
- C) Yazı dili ile konuşma dili arasında uyum sağlanmalıdır: "Yeni Lisan"cılar, yazı dilinin İstanbul Türkçesinin konuşma diline yakın olması gerektiğini belirtmişlerdir. Amaç, yapay ve kitabi bir dilden ziyade, canlı ve doğal bir dil yaratmaktı. Bu sayede dilin daha geniş kitlelere ulaşabileceği düşünülüyordu. Bu ifade de "Yeni Lisan" için söylenebilir.
- D) Yabancı dillerden yeni kelimeler alınmaya devam edilmelidir: "Yeni Lisan" hareketinin temel felsefesi, Türkçeyi yabancı etkilerden arındırmak ve millî bir kimlik kazandırmaktı. Bu, mevcut yabancı kelimelerin ve özellikle tamlamaların atılmasını, yerine Türkçe karşılıkların bulunmasını veya türetilmesini içeriyordu. Yabancı dillerden yeni kelimeler almaya devam etmek, bu arındırma ve millîleştirme amacına tamamen zıttır. Onlar, Türkçenin kendi köklerinden beslenmesini ve gereksiz yabancı alıntıların önüne geçilmesini savunmuşlardır. Bu nedenle, bu ifade "Yeni Lisan" makalesinde önerilen dil anlayışı için söylenemez.
Cevap D seçeneğidir.