Hangi durum türe özgü hazır oluş ve olgunlaşmanın birlikte etkisini gösterir?
A) Bir bebeğin emme refleksi
B) Öğrencinin yabancı dil öğrenmesi
C) Bir çocuğun konuşmaya başlaması
D) Yetişkinin yeni bir iş öğrenmesi
Bu soru, gelişim psikolojisindeki temel kavramlardan olan "türe özgü hazır oluş" ve "olgunlaşma" arasındaki ilişkiyi anlamamızı istiyor. Bu iki kavramı ve seçenekleri adım adım inceleyelim:
- Türe Özgü Hazır Oluş: Bir canlının (örneğin insan) belirli bir davranışı veya beceriyi öğrenmeye genetik olarak yatkın olması, biyolojik yapısı gereği bu potansiyele sahip olmasıdır. İnsan beyni, dil öğrenmeye veya iki ayak üzerinde yürümeye hazır bir yapıya sahiptir.
- Olgunlaşma: Yaşla birlikte gelen biyolojik ve fizyolojik değişimlerdir. Sinir sisteminin, kasların, organların ve beyin yapılarının belirli bir gelişim seviyesine ulaşmasıdır. Olgunlaşma, bir becerinin ortaya çıkması için gerekli fiziksel ve zihinsel altyapıyı sağlar. Olgunlaşma olmadan, hazır oluş potansiyeli tam olarak kullanılamaz.
Şimdi seçenekleri bu iki kavram ışığında değerlendirelim:
- A) Bir bebeğin emme refleksi: Bu, doğuştan gelen, öğrenilmemiş bir reflekstir. Türe özgü bir davranıştır ancak olgunlaşma ile birlikte ortaya çıkan bir öğrenme veya beceri kazanımı değil, doğrudan bir reflekstir. Olgunlaşma bu refleksin işleyişi için gerekli olsa da, burada "birlikte etki"den ziyade refleksin kendisi ön plandadır.
- B) Öğrencinin yabancı dil öğrenmesi: İnsanların dil öğrenme kapasitesi türe özgü bir hazır oluştur. Ancak yabancı dil öğrenimi, büyük ölçüde çevresel uyaranlara, eğitime ve bilişsel çabaya bağlıdır. Olgunlaşma, öğrenme kapasitesini etkilese de, bu durumda temel bir biyolojik eşik olmaktan ziyade, zaten tamamlanmış bir olgunlaşma süreci üzerine inşa edilen bir öğrenmedir.
- C) Bir çocuğun konuşmaya başlaması: Bu durum, her iki kavramın da mükemmel bir örneğidir. İnsanlar, genetik olarak dil öğrenme ve konuşma potansiyeliyle doğarlar (türe özgü hazır oluş). Ancak bir çocuğun konuşmaya başlayabilmesi için sinir sisteminin, gırtlak ve ağız kaslarının, beyin bölgelerinin belirli bir olgunluk seviyesine ulaşması gerekir (olgunlaşma). Bebekler doğar doğmaz konuşamazlar; belirli bir yaşa ve gelişimsel aşamaya gelmeleri gerekir. Bu biyolojik olgunlaşma süreci, çevresel uyaranlarla (duyduğu dil) birleştiğinde konuşma becerisinin ortaya çıkmasını sağlar. Yani, hem genetik potansiyel hem de biyolojik gelişim bir aradadır.
- D) Yetişkinin yeni bir iş öğrenmesi: Yetişkinin öğrenme kapasitesi elbette türe özgü bir özelliktir. Ancak "yeni bir iş öğrenme" durumu, büyük ölçüde deneyim, eğitim, bilişsel yetenekler ve motivasyonla ilgilidir. Burada "olgunlaşma" faktörü, çocukluktaki gibi temel bir biyolojik ön koşul olmaktan ziyade, zaten tamamlanmış bir süreçtir. Yetişkinlikte öğrenme, daha çok mevcut bilişsel yapıların kullanımı ve adaptasyonudur.
Bu nedenle, bir çocuğun konuşmaya başlaması, hem insan türüne özgü dil öğrenme potansiyelinin (hazır oluş) hem de bu potansiyelin gerçekleşmesi için gerekli biyolojik gelişim ve olgunlaşmanın birlikte etkisini en iyi gösteren durumdur.
Cevap C seçeneğidir.