KPSS Öğrenme Psikolojisi Test 1

Soru 03 / 10

🎓 KPSS Öğrenme Psikolojisi Test 1 - Ders Notu

Bu ders notu, KPSS Öğrenme Psikolojisi Test 1'de genellikle karşılaşılan temel öğrenme kavramları ve davranışçı öğrenme kuramları olan Klasik (Tepkisel) Koşullanma, Edimsel (Operant) Koşullanma ve Sosyal Öğrenme Kuramı'nın ana hatlarını kapsamaktadır.

📌 Öğrenme Nedir?

Öğrenme, bireyin yaşantıları sonucunda davranışlarında meydana gelen nispeten kalıcı ve izlenebilir değişikliklerdir. Bu değişiklikler doğrudan gözlenebilir olabileceği gibi, zihinsel süreçler şeklinde de ortaya çıkabilir.

  • Doğuştan gelen refleksler (göz kırpma, emme) ve içgüdüler öğrenme değildir.
  • Geçici durumlar (hastalık, yorgunluk, alkol etkisi) nedeniyle meydana gelen davranış değişiklikleri öğrenme sayılmaz.
  • Öğrenme, mutlaka davranışta bir gelişme veya olumlu bir değişiklik anlamına gelmez; kötü alışkanlıklar edinmek de bir öğrenmedir.

💡 İpucu: Öğrenmenin anahtar kelimeleri "yaşantı", "nispeten kalıcı" ve "davranış değişikliği"dir.

📌 Klasik (Tepkisel) Koşullanma

Ivan Pavlov'un köpeklerle yaptığı deneylerle ortaya çıkan bu kuram, organizmanın doğal bir tepkiyi (örneğin salya salgılama), normalde o tepkiyi vermeyeceği bir uyarıcıya (örneğin zil sesi) vermeyi öğrenmesidir. Genellikle istemsiz ve otomatik tepkilerin öğrenilmesini açıklar.

  • Koşulsuz Uyarıcı (KU): Organizmaya doğal olarak tepki veren uyarıcıdır (örn: et).
  • Koşulsuz Tepki (KT): Koşulsuz uyarıcıya karşı verilen doğal ve öğrenilmemiş tepkidir (örn: ete salya salgılama).
  • Nötr Uyarıcı (NU): Başlangıçta organizmada belirli bir tepki yaratmayan uyarıcıdır (örn: zil sesi).
  • Koşullu Uyarıcı (KÇ): Nötr uyarıcının koşulsuz uyarıcı ile tekrar tekrar eşleşmesi sonucu, tek başına koşulsuz tepkiye benzer bir tepkiyi ortaya çıkaran uyarıcıdır (örn: zil sesi).
  • Koşullu Tepki (KT): Koşullu uyarıcıya karşı verilen, öğrenilmiş tepkidir (örn: zil sesine salya salgılama).

⚠️ Dikkat: Klasik koşullanma, genellikle korkular, fobiler, tiksinme gibi duygusal ve fizyolojik tepkilerin nasıl öğrenildiğini açıklar. Örneğin, iğne fobisi olan bir çocuk, iğneyi değil, iğnenin acısını hatırlatan beyaz önlüklü doktoru görünce korku yaşayabilir.

📌 Klasik Koşullanma İlkeleri

Koşullanma sürecinde ortaya çıkan önemli durumlar ve kavramlar şunlardır:

  • Pekiştirme: Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının eşleştirilmesi sonucu koşullu tepkinin oluşması ve güçlenmesidir.
  • Sönme (Geri Getirme): Koşullu uyarıcının (zil sesi) koşulsuz uyarıcı (et) olmadan tekrar tekrar sunulması sonucunda koşullu tepkinin (salya) zamanla ortadan kalkmasıdır.
  • Kendiliğinden Geri Gelme: Sönmüş bir koşullu tepkinin, bir süre sonra koşullu uyarıcı tekrar sunulduğunda kendiliğinden ve beklenmedik bir şekilde yeniden ortaya çıkmasıdır.
  • Uyarıcı Genellemesi: Koşullu uyarıcıya benzer diğer uyarıcılara da aynı koşullu tepkinin verilmesidir (örn: beyaz önlüklü her doktordan korkma).
  • Ayırt Etme: Organizmanın, koşullu uyarıcıya benzer diğer uyarıcılar arasından sadece koşullu uyarıcıya tepki vermeyi öğrenmesidir (örn: sadece belirli bir zil sesine tepki verme).
  • Üst Düzey Koşullanma: Bir koşullu uyarıcının kendisinin, yeni bir nötr uyarıcıyla eşleşerek o nötr uyarıcıyı da koşullu hale getirmesidir (örn: zile koşullanan köpeğin, zil ile birlikte bir ışığa da koşullanması).

💡 İpucu: Genelleme "benzerine de tepki verme" iken, ayırt etme "farkı anlama ve sadece doğruya tepki verme"dir.

📌 Edimsel (Operant) Koşullanma

B.F. Skinner tarafından geliştirilen bu kuram, davranışın sonuçları (pekiştireçler veya cezalar) tarafından şekillendirildiğini savunur. Organizma, çevresiyle etkileşime girerek, yani "edimlerde bulunarak" öğrenir. Klasik koşullanmadan farklı olarak, bu kuram istemli davranışların öğrenilmesini açıklar.

  • Edim: Organizmanın isteyerek yaptığı, sonuçları tarafından kontrol edilen davranışlardır.
  • Pekiştireç: Bir davranışın tekrar edilme olasılığını artıran her türlü uyarıcı veya durumdur.
  • Ceza: Bir davranışın tekrar edilme olasılığını azaltan her türlü uyarıcı veya durumdur.

⚠️ Dikkat: Klasik koşullanma istemsiz (refleksif) tepkilerle ilgilenirken, edimsel koşullanma istemli (amacına yönelik) davranışlarla ilgilenir. Örneğin, ders çalışmak bir edimdir ve iyi not almak bu davranışı pekiştirir.

📌 Pekiştirme ve Ceza Türleri

Davranışın sonucuna göre uygulanan temel yöntemler şunlardır:

  • Olumlu Pekiştirme: Ortama hoşa giden, istenen bir şey eklenerek davranışın sıklığının artırılmasıdır (örn: ödevini yapan çocuğa "aferin" demek, başarılı öğrenciye ödül vermek).
  • Olumsuz Pekiştirme: Ortamdaki hoşa gitmeyen, istenmeyen bir durumun ortadan kaldırılmasıyla davranışın sıklığının artırılmasıdır (örn: ödevini yapana ev işi vermemek, baş ağrısı ilacı alarak ağrıyı gidermek).
  • I. Tip Ceza (Ortama Uyarıcı Ekleme): Ortama hoşa gitmeyen bir şey eklenerek davranışın sıklığının azaltılmasıdır (örn: yaramazlık yapan çocuğa kızmak, yanlış yapanı uyarmak).
  • II. Tip Ceza (Ortamdan Uyarıcı Çıkarma): Ortamdaki hoşa giden bir şeyin çıkarılmasıyla davranışın sıklığının azaltılmasıdır (örn: yaramazlık yapan çocuğun oyuncağını elinden almak, kural ihlali yapana ehliyetine el koymak).
  • Birincil Pekiştireçler: Biyolojik ihtiyaçları karşılayan, öğrenilmemiş pekiştireçlerdir (örn: su, yemek, uyku).
  • İkincil Pekiştireçler: Başlangıçta bir değeri olmayan ancak birincil pekiştireçlerle eşleşerek değer kazanan, öğrenilmiş pekiştireçlerdir (örn: para, not, aferin, alkış).

💡 İpucu: "Olumlu" ve "Olumsuz" kelimeleri matematiksel değil, "ekleme" ve "çıkarma" anlamındadır. Pekiştirme her zaman davranışı artırır, ceza ise azaltır.

📌 Pekiştirme Tarifeleri

Davranışın ne sıklıkla pekiştirileceğini belirleyen kurallardır. Sürekli veya aralıklı olabilirler:

  • Sürekli Pekiştirme: Her doğru davranışın pekiştirilmesidir. Öğrenmenin başında etkilidir ancak sönmeye direnci düşüktür.
  • Aralıklı Pekiştirme: Her doğru davranışın değil, belirli kurallara göre bazı davranışların pekiştirilmesidir. Sönmeye dirençleri daha yüksektir.
    • Sabit Oranlı Tarife (S.O.): Belli sayıda doğru davranıştan sonra pekiştirme (örn: her 5 ürün ürettiğinde prim alma).
    • Değişken Oranlı Tarife (D.O.): Ortalama belli sayıda doğru davranıştan sonra pekiştirme (örn: şans oyunları, balık tutma). Sönmeye en dirençli tarifedir.
    • Sabit Aralıklı Tarife (S.A.): Belli bir zaman geçtikten sonra yapılan ilk doğru davranışın pekiştirilmesi (örn: aylık maaş, vize sınavları).
    • Değişken Aralıklı Tarife (D.A.): Ortalama belli bir zaman geçtikten sonra yapılan ilk doğru davranışın pekiştirilmesi (örn: sürpriz denetimler, derste sözlü yapma).

⚠️ Dikkat: Değişken oranlı tarife, en yüksek ve en düzenli tepki hızını sağlar ve sönmeye karşı en dirençli öğrenmeyi meydana getirir. Bu yüzden kumar gibi bağımlılıklar bu tarifeye göre çalışır.

📌 Sosyal Öğrenme Kuramı (Gözlem Yoluyla Öğrenme)

Albert Bandura tarafından ortaya konan bu kuram, insanların başkalarını gözlemleyerek, taklit ederek ve bilişsel süreçleri kullanarak öğrendiğini savunur. Davranışçı yaklaşımlardan farklı olarak, bilişsel süreçlere (dikkat, hatırlama, motivasyon) vurgu yapar.

  • Model Alma: Başkasının (modelin) davranışını, tutumunu veya tepkisini gözlemleyerek benzer şekilde davranmayı öğrenmektir.
  • Dolaylı Pekiştirme: Bir başkasının (modelin) bir davranışından dolayı pekiştirildiğini gözlemleyerek, gözlemleyenin o davranışı yapma eğiliminin artmasıdır.
  • Dolaylı Ceza: Bir başkasının (modelin) bir davranışından dolayı cezalandırıldığını gözlemleyerek, gözlemleyenin o davranışı yapma eğiliminin azalmasıdır.
  • Karşılıklı Belirleyicilik: Birey, çevre ve davranışın birbirini karşılıklı olarak etkilediği bir süreçtir.
  • Öz Yeterlilik: Bireyin belirli bir görevi başarıyla yerine getirebileceğine dair inancıdır. Bu inanç, öğrenme ve performans üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.

💡 İpucu: Sosyal öğrenmede "gözlem", "taklit", "model" ve "bilişsel süreçler" anahtar kelimelerdir. Örneğin, bir çocuğun anne babasını izleyerek sofra kurmayı öğrenmesi sosyal öğrenmeye örnektir.

↩️ Testi Çözmeye Devam Et
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Geri Dön