Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kişileştirme' sanatı vardır?
A) Güneş, altın rengi ışıklarıyla dünyayı ısıtıyordu.
B) Rüzgar, ağaçların dallarını nazikçe okşuyordu.
C) Çocuklar, bahçede neşeyle koşuşturuyordu.
D) Dağlar, gökyüzüne doğru yükseliyordu.
Sevgili öğrenciler, bu soruda bizden 'kişileştirme' sanatının hangi cümlede kullanıldığını bulmamız isteniyor. Öncelikle kişileştirme sanatının ne olduğunu hatırlayalım:
- Kişileştirme (Teşhis): İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insana özgü özellikler veya davranışlar yükleme sanatıdır. Yani, bir hayvanın konuşması, bir rüzgarın okşaması, bir dağın küsmesi gibi örneklerde kişileştirme sanatı kullanılmış olur.
Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Güneş, altın rengi ışıklarıyla dünyayı ısıtıyordu.
- Bu cümlede güneşin dünyayı ısıtması, onun doğal bir özelliğidir. Güneşin altın rengi ışıkları da bir benzetme veya betimlemedir. Burada insana özgü bir davranış veya özellik yoktur. Bu nedenle kişileştirme yoktur.
- B) Rüzgar, ağaçların dallarını nazikçe okşuyordu.
- Bu cümlede 'rüzgar' cansız bir varlıktır. 'Okşamak' ise insana özgü, şefkatli bir dokunuş eylemidir. Rüzgarın dalları okşaması, ona insana ait bir özellik (nazik davranma, şefkat gösterme) yüklenmesidir. İşte tam da bu yüzden bu cümlede kişileştirme sanatı vardır.
- C) Çocuklar, bahçede neşeyle koşuşturuyordu.
- Bu cümlede çocuklar kendi doğal davranışlarını sergilemektedir. 'Neşeyle koşuşturmak' insana ait bir eylemdir ve burada çocuklar zaten insandır. Dolayısıyla kişileştirme yoktur.
- D) Dağlar, gökyüzüne doğru yükseliyordu.
- Dağların gökyüzüne doğru yükselmesi, onların fiziksel ve doğal bir özelliğidir. Burada dağlara insana özgü bir davranış veya duygu yüklenmemiştir. Bu nedenle kişileştirme yoktur.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, rüzgara insana özgü bir eylem olan 'okşama' özelliği yüklenen B seçeneğinde kişileştirme sanatı kullanılmıştır.
Cevap B seçeneğidir.