Sevgili öğrenciler,
Bu soru, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini ve ulusal egemenlik ilkesinin nasıl hayata geçirildiğini anlamamız için çok temel bir noktaya değiniyor. Adım adım inceleyelim:
- Öncelikle soruyu dikkatlice okuyalım: "Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması sürecinde, saltanatın kaldırılması ile hangi kurumun varlığı sona ermiş ve ulusal egemenliğin önündeki önemli bir engel ortadan kalkmıştır?" Burada anahtar kavramlar "saltanatın kaldırılması", "hangi kurumun varlığı sona ermiş" ve "ulusal egemenliğin önündeki engel"dir.
- Saltanat Nedir? Saltanat, bir devletin yönetiminin babadan oğula veya aynı aile (hanedanlık) içinde geçen bir sistemle, yani bir ailenin elinde olması durumudur. Osmanlı Devleti'nde de yönetim, Osmanlı Hanedanlığı'na aitti ve padişahlar bu hanedanın üyeleriydi. Padişah hem devletin başı (sultan) hem de halifeydi.
- Saltanatın Kaldırılması Ne Anlama Gelir? 1 Kasım 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından saltanatın kaldırılması kararı alındı. Bu karar, artık devlet yönetiminin tek bir ailenin veya kişinin elinde olmayacağı, aksine milletin temsilcileri aracılığıyla milletin kendisi tarafından yönetileceği anlamına geliyordu. Bu, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinin en somut adımıydı.
- Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:
- A) Şeyhülislamlık: Şeyhülislamlık, Osmanlı Devleti'nde en yüksek dinî makamdı. Saltanatın kaldırılmasıyla doğrudan sona eren bir kurum değildi, daha sonraki süreçte Halifelikle birlikte kaldırıldı veya dönüştürüldü.
- B) Halifelik: Halifelik, İslam dünyasının dinî liderliği makamıydı. Saltanatın kaldırılmasından yaklaşık 1,5 yıl sonra, 3 Mart 1924'te kaldırıldı. Yani saltanatın kaldırılmasıyla aynı anda sona ermedi. Saltanatın kaldırılmasıyla padişahın siyasi yetkileri sona erdi, ancak halifelik makamı bir süre daha devam etti.
- C) Osmanlı Hanedanlığı: Saltanat, Osmanlı Hanedanlığı'nın siyasi iktidarını temsil ediyordu. Saltanatın kaldırılması demek, Osmanlı Hanedanlığı'nın devlet yönetimindeki siyasi varlığının ve egemenliğinin sona ermesi demekti. Bu, ulusal egemenliğin (yani yönetimin millete ait olması ilkesinin) önündeki en büyük engel olan, yönetimin bir hanedana ait olması durumunu ortadan kaldırdı. Artık egemenlik kayıtsız şartsız milletindi.
- D) Tekke ve Zaviyeler: Tekke ve zaviyeler, dinî eğitim ve ibadet yerleriydi. Bunlar, saltanatın kaldırılmasından çok daha sonra, Cumhuriyet dönemindeki laikleşme adımları kapsamında kapatıldı.
- Sonuç olarak, saltanatın kaldırılması doğrudan doğruya Osmanlı Hanedanlığı'nın siyasi varlığına son vermiş ve böylece ulusal egemenliğin önündeki en önemli engeli kaldırmıştır. Artık devletin sahibi ve yöneticisi milletin kendisi olmuştur.
Cevap C seçeneğidir.