1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı ile ilgili olarak;
I. Osmanlı Devleti'nin bir iç meselesidir
II. Paris Antlaşması görüşmeleri sırasında gündeme gelmiştir
III. Gayrimüslimlere yeni haklar tanınmıştır
yargılarından hangileri doğrudur?
Islahat Fermanı, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme sürecinde ve Avrupa devletleriyle ilişkilerinde çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu fermanla ilgili verilen yargıları tek tek inceleyelim:
Bu yargı yanlıştır. Islahat Fermanı, her ne kadar Osmanlı padişahı tarafından ilan edilmiş olsa da, aslında Kırım Savaşı'nı bitiren Paris Antlaşması öncesinde, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupalı devletlerin yoğun baskısı ve isteği üzerine hazırlanmıştır. Avrupalı devletler, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gayrimüslimlerin haklarını bahane ederek Osmanlı'nın iç işlerine karışma eğilimindeydiler. Bu ferman, Osmanlı'nın Avrupa devletlerinin müdahalesini engelleme ve Avrupa devletler hukukuna dahil olma çabasının bir parçasıydı. Hatta fermanın hükümleri Paris Antlaşması'nda da yer almıştır. Dolayısıyla, bu ferman sadece bir iç mesele olmaktan çok, uluslararası bir boyut taşımaktaydı.
Bu yargı doğrudur. Islahat Fermanı, Kırım Savaşı'nı sona erdirecek olan Paris Barış Konferansı'nın başlamasından hemen önce, 18 Şubat 1856 tarihinde ilan edilmiştir. Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletler topluluğuna kabul edilmesi ve toprak bütünlüğünün garanti altına alınması karşılığında, gayrimüslimlere yönelik yeni haklar tanıyan bir fermanın ilan edilmesini şart koşmuşlardır. Fermanın ilan edilmesi, Paris Antlaşması görüşmelerinin önemli bir ön koşulu ve gündem maddesi olmuştur.
Bu yargı doğrudur. Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı ile başlayan eşitlik ilkesini daha da ileri götürmüştür. Ferman ile gayrimüslimlere birçok yeni hak tanınmıştır. Örneğin, cizye vergisi kaldırılmış, gayrimüslimlerin devlet memuru olabilmelerinin ve askere alınabilmelerinin (bedel-i askerlik uygulamasıyla) önü açılmış, kendi okul, kilise ve hastanelerini açma hakları genişletilmiş, mahkemelerde Müslümanlarla eşit şahitlik yapabilme hakkı getirilmiş ve mülkiyet hakları güvence altına alınmıştır. Bu düzenlemeler, gayrimüslimlerin toplumsal ve hukuki statülerinde önemli iyileşmeler sağlamıştır.
Yukarıdaki incelemeler sonucunda, II. ve III. yargıların doğru olduğunu görmekteyiz.
Cevap D seçeneğidir.