DNA parmak izi yöntemi, adli bilimlerde suçluların tespitinde kullanılmaktadır. Bu yöntemin dayandığı temel biyolojik prensip nedir?
A) Tüm insanların DNA dizilimlerinin aynı olmasıSevgili öğrenciler,
DNA parmak izi yöntemi, adli bilimlerde suçluların tespitinde, kayıp kişilerin bulunmasında veya babalık testlerinde kullanılan çok güçlü bir araçtır. Bu yöntemin temelinde yatan biyolojik prensibi anlamak için seçenekleri tek tek inceleyelim:
Bu seçenek doğru değildir. Eğer tüm insanların DNA dizilimleri aynı olsaydı, DNA parmak izi yöntemiyle bireyleri birbirinden ayırt etmemiz mümkün olmazdı. Bu yöntem tam da farklılıklar üzerine kuruludur.
İşte bu, DNA parmak izi yönteminin dayandığı temel prensiptir! İnsan DNA'sının büyük bir kısmı benzer olsa da, her bireyin (tek yumurta ikizleri hariç) kendine özgü bir DNA dizilimi vardır. Özellikle DNA'mızın kodlama yapmayan bölgelerindeki tekrarlayan diziler (VNTR'ler ve STR'ler) kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar, her birey için adeta bir "genetik barkod" oluşturur ve bu sayede kimlik tespiti yapılabilir. Tek yumurta ikizlerinin DNA'ları ise neredeyse tamamen aynıdır, bu yüzden bu yöntemle onları ayırt etmek zordur.
Bu seçenek de yanlıştır. DNA, çekirdeği olan tüm hücrelerimizde bulunur. Kan hücrelerinin yanı sıra tükürük, saç kökü, deri hücreleri, kemik ve diğer vücut dokularında da DNA mevcuttur. Adli bilimlerde bu durum, olay yerinde bırakılan farklı türdeki biyolojik örneklerden DNA elde edilmesini sağlar.
Bu ifade doğru değildir. Bir bireyin DNA dizilimi, doğumdan ölüme kadar temel olarak sabittir ve değişmez. Çevresel faktörler DNA'da hasara veya mutasyonlara neden olabilir ancak bu, bireyin genel DNA parmak izini sürekli ve anlamlı bir şekilde değiştirecek boyutta değildir. Eğer DNA yapısı sürekli değişseydi, bir kişinin kimliğini tespit etmek için kullanılamazdı.
Bu bilgiler ışığında, DNA parmak izi yönteminin temel prensibi, her bireyin kendine özgü bir DNA dizilimine sahip olmasıdır (tek yumurta ikizleri hariç).
Cevap B seçeneğidir.