Edebiyatımızın en kadim ve ahenkli nazım ölçülerinden biri olan aruz ölçüsü, şiirdeki ritim ve müzikaliteyi belirleyen bir sistemdir. Arap edebiyatından Fars edebiyatına, oradan da Türk edebiyatına geçen bu ölçü, yüzyıllar boyunca divan şiirinin temel taşı olmuştur.
Aruz ölçüsü, hecelerin açık (kısa) ve kapalı (uzun) olma durumuna dayanır. Hecelerin bu özelliklerine göre dizilmesiyle oluşan kalıplar, şiirin ritmini belirler. Matematiksel bir düzeni andıran bu sistemde, her mısra belirli bir kalıp içinde yazılır.
En meşhur aruz kalıplarından biri olan "Mefâîlün / Mefâîlün / Feûlün" kalıbı, Fuzuli'nin şu dizelerinde görülebilir:
"Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı"
Aruz ölçüsü, hece sayısına dayanan hece ölçüsünden farklı olarak, hecelerin niteliğine (açık/kapalı) odaklanır. Hece ölçüsü daha çok halk edebiyatında, aruz ise divan edebiyatında kullanılmıştır.
Türk edebiyatında aruz ölçüsünü en ustaca kullanan şairler arasında Fuzuli, Baki, Nedim, Şeyh Galip ve modern dönemde Yahya Kemal Beyatlı sayılabilir.
Aruz ölçüsü, Türk şiir geleneğinin en incelikli ve teknik nazım biçimlerinden biridir. Disiplinli yapısı ve müzikalitesiyle şairlere sonsuz bir ahenk denizi sunmuş, edebiyatımızda silinmez izler bırakmıştır.