İdealizm, felsefe tarihinin en köklü ve etkili akımlarından biridir. Temel olarak, gerçekliğin özünün düşünce, idea veya zihin olduğunu savunan bir yaklaşımdır. Maddi dünyanın, zihnin veya düşüncenin bir ürünü olduğunu iddia eder. Türkçede bu akım "fikirçilik" olarak da adlandırılır.
Platon, idealizmin kurucusu olarak kabul edilir. Ona göre, duyular dünyası sürekli değişen ve gerçek olmayan bir dünyadır. Gerçek olan ise "İdealar Dünyası"dır. Bu dünyadaki her şey, idealar dünyasındaki mükemmel formların kusurlu kopyalarıdır.
17. yüzyılda René Descartes "Düşünüyorum, öyleyse varım" (Cogito, ergo sum) sözüyle modern idealizmin temellerini atmıştır. Onu takiben George Berkeley, var olmanın algılanmak olduğunu (Esse est percipi) savunarak idealizmi daha ileri taşımıştır.
18. ve 19. yüzyıllarda Immanuel Kant, Johann Gottlieb Fichte, Friedrich Schelling ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel gibi düşünürler Alman İdealizmi'ni geliştirmişlerdir. Özellikle Hegel, diyalektik yöntemiyle idealizme yeni bir boyut kazandırmıştır.
İdealizm, materyalizmin tam karşıtıdır. Materyalizm gerçekliğin temelinde maddeyi görürken, idealizm düşünceyi temel alır. Bu iki yaklaşım felsefe tarihi boyunca sürekli bir diyalog ve tartışma içinde olmuştur.
İdealizm, günümüzde de etkisini sürdürmektedir. Sanat, edebiyat, din felsefesi ve etik alanlarında idealist düşünceler hala geçerliliğini korumaktadır. Ayrıca, bilinç çalışmaları ve yapay zeka felsefesi gibi modern tartışmalarda da idealist perspektifler önemli bir yer tutar.
İdealizm, insanın sadece maddi varlığını değil, düşünce, inanç ve değerler dünyasını da merkeze alarak, felsefeye derinlik ve anlam katmaya devam etmektedir.