Osmanlı İmparatorluğu'nda kitap basımının tarihi, 18. yüzyılın başlarına kadar el yazması eserlerle sınırlı kalmıştır. Bu durum, iki vizyoner ismin ortak çabasıyla değişecek ve Türk kültür hayatında yeni bir dönem başlayacaktı. İbrahim Müteferrika ve Said Efendi'nin kurduğu matbaa, sadece bir teknoloji transferi değil, aynı zamanda bir aydınlanma hareketinin temeli oldu.
Bu büyük projenin arkasındaki isimler, birbirini tamamlayan iki farklı profildi:
İki ortak, matbaa kurma fikrini hayata geçirmek için harekete geçti. İbrahim Müteferrika, "Vesiletü't-Tıbâa" (Matbaanın Gerekçeleri) adlı bir dilekçe hazırlayarak dönemin padişahı III. Ahmed ve sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'ya sundu. Bu dilekçede, matbaanın bilginin yayılması, kitap maliyetlerinin düşürülmesi ve eğitimin gelişmesi için ne denli önemli olduğunu ikna edici bir şekilde anlattı. Nihayet, 1727 yılında padişahtan gerekli izin (ferman) alındı.
İbrahim Müteferrika Matbaası'nda basılan kitaplar, dini konulardan ziyade coğrafya, tarih, dil bilgisi ve fen bilimleri gibi alanlardaydı. Bu durum, matbaanın öncelikli amacının akademik ve askeri alanda Osmanlı'yı güçlendirmek olduğunu gösterir. İlk basılan eserlerden bazıları şunlardır:
Toplamda 17 farklı eserden 23 cilt kitap basılmıştır.
İbrahim Müteferrika Matbaası'nın Türk kültür ve düşünce hayatındaki yeri çok büyüktür:
İbrahim Müteferrika'nın 1745'teki vefatından sonra matbaa bir süre daha faaliyetlerine devam etse de eski etkinliğini kaybetti. Ancak, bu ilk girişim bir kıvılcım yaratmıştı. Açtığı yol, sonraki yıllarda diğer matbaaların kurulmasına ve nihayetinde Tanzimat Dönemi'nde kitap ve gazete basımının yaygınlaşmasına zemin hazırladı. İbrahim Müteferrika ve Said Efendi'nin bu cesur ve vizyoner adımı, Türk basın-yayın tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak tarihteki yerini almıştır.