Jack London'ın yarı-otobiyografik romanı Martin Eden, sadece güçlü bir sosyal eleştiri sunmakla kalmaz, aynı zamanda derinlemesine işlenmiş, unutulmaz karakterlerle bezelidir. Her biri, hikayenin ana temasını güçlendiren ve Martin'in trajik yolculuğunda kritik roller oynayan bireylerdir. İşte bu edebi şaheserin arkasındaki temel karakterlere bir bakış.
Romanın başkahramanı Martin, işçi sınıfından gelen, kendini eğitmeye ve yazarlık kariyeri yapmaya kararlı genç bir denizcidir. İçten, tutkulu ve inatçı bir karakterdir. Ruth Morse'a olan aşkı, onun için hem bir ilham kaynağı hem de toplumsal statüye duyduğu özlemin sembolü haline gelir. Ancak, hem burjuva çevrelerinden dışlanması hem de kendi idealleriyle toplumun beklentileri arasındaki uçurum, onu derin bir hayal kırıklığı ve yabancılaşmaya sürükler. Martin'in hikayesi, bireyin topluma isyanı ve "başarı"nın anlamsızlığını keşfedişinin trajik bir portresidir.
Ruth, varlıklı bir avukatın kızıdır ve Martin için erişilmez, melek gibi bir sevgili ve yüksek sosyetenin temsilcisidir. Başlangıçta Martin'in hamisi ve destekçisi gibi görünse de, aslında geleneklere ve maddi güvenceye sıkı sıkıya bağlıdır. Martin'in ham ve tutkulu doğasından başta etkilenir, ancak onun toplum tarafından kabul görmeyen fikirleri ve maddi başarısızlığı karşısında desteğini çeker. Ruth, Martin'in sevmeye çalıştığı ama asla içine dahil olamadığı burjuva dünyasının soğuk ve konformist yüzünü simgeler.
Russ, Martin'in entelektüel yolculuğunda karşılaştığı en önemli karakterlerden biridir. Zeki, alaycı ve toplumun ikiyüzlülüğünü gören bir sosyalisttir. Martin'e gerçek edebi ve entelektüel rehberliği o sunar. Ruth ve ailesinin aksine, Brissenden Martin'i olduğu gibi kabul eder ve onun gerçek değerini görür. Onun trajik kaderi, Martin'in içine düştüğü umutsuzluğu daha da derinleştirir ve sistemin sanatçıyı nasıl tükettiğine dair güçlü bir metafor olarak işlev görür.
Martin'in kendi sınıfından tanıdığı Lizzie, ona koşulsuz sevgi ve sadakat gösteren tek karakterdir. Martin'in entelektüel dünyasına dahil olmasa da, duyguları samimi ve derindir. Lizzie, Ruth'un temsil ettiği yapay ve şartlı sevginin tam zıttıdır. Martin onun bu saf sevgisini takdir etse de, entelektüel hedefleri ve Ruth'a olan tutkusu nedeniyle bu bağı görmezden gelir.
Martin'in yan odada kaldığı, fakir ve çocuklu bir kadın olan Maria, ona pratik destek ve anaç bir sıcaklık sağlar. Maddi durumu kötü olsa da, ona yemek verir ve inanır. Maria, işçi sınıfının cömertliğini ve dayanışma ruhunu temsil eder. Martin başarılı olduğunda, ona olan borcunu ödeyerek bu iyiliğin karşılığını verir.
Martin Eden'deki her karakter, başkahramanın psikolojik ve toplumsal çatışmalarını anlamamızı sağlayan bir yapı taşıdır. Ruth'un temsil ettiği burjuvazi, Brissenden'in sosyalist eleştirisi, Lizzie'nin saf sevgisi ve Maria'nın sınıfsal dayanışması, Martin'in içinde sıkışıp kaldığı ve nihayetinde kaçmak istediği dünyanın farklı yüzleridir. Bu zengin karakter galerisi, romanı sadece bir yazarın hikayesi olmaktan çıkarır ve evrensel bir trajediye dönüştürür.