Milli Edebiyat şairleri, dilde sadeleşme hareketinin öncülerindendir. Amaçları, halkın anlayabileceği, samimi bir dille yazmaktır. Bu nedenle, Arapça ve Farsça kelimelerden arınmış, İstanbul Türkçesi'ne yakın bir dil kullanmışlardır.
Ömer Seyfettin'in başlattığı "Yeni Lisan" hareketi, bu sadeleşme çabasının önemli bir adımıdır. Şiirde de bu hareketin etkisi görülmüş, anlam karmaşası yaratan süslü ifadelerden kaçınılmıştır.
Aruz ölçüsü, Divan Edebiyatı'nın vazgeçilmezi olsa da, Milli Edebiyat şairleri hece ölçüsünü tercih etmişlerdir. Hece ölçüsü, Türkçenin doğal yapısına daha uygun olduğu için, şiirlerin daha akıcı ve anlaşılır olmasını sağlamıştır.
Beş Hececiler olarak bilinen şairler (Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek), hece ölçüsünü ustalıkla kullanarak Milli Edebiyat şiirine büyük katkı sağlamışlardır.
"Türk Şairi" olarak tanınan Mehmet Emin Yurdakul, şiirlerinde milli duyguları coşturmuş ve halka seslenmiştir. "Türkçe Şiirler", onun en önemli eserlerindendir.
Milli Edebiyat'ın fikir babası olan Ziya Gökalp, şiirlerinde Türkçülük düşüncesini işlemiştir. "Turan" şiiri, onun en bilinen eserlerindendir.
Beş Hececiler'in en önemli temsilcilerinden olan Faruk Nafiz Çamlıbel, şiirlerinde Anadolu'yu ve vatan sevgisini işlemiştir. "Han Duvarları", onun en ünlü şiirlerindendir.
Milli Edebiyat Dönemi şiiri, Türk edebiyatında önemli bir dönüm noktasıdır. Sade dili, hece ölçüsü ve milli duyguları ön plana çıkarmasıyla, sonraki kuşaklara ilham kaynağı olmuştur.