İskandinav mitolojisinin derinliklerinde, tanrıların ve insanların dünyası olan Midgard'ı, devlerin ve canavarların diyarı Jotunheim'dan ayıran Bifrost köprüsünün bekçisi Heimdall yer alır. Gözleri o kadar keskindir ki gece gündüz görebilir, kulakları o kadar hassastır ki çimenlerin büyümesini duyabilir ve uykusu o kadar hafiftir ki en ufak bir tehlikeyi bile sezer. İşte bu olağanüstü tanrı, Ragnarok'un yaklaştığını haber vermek için kudretli boynuzu Gjallarhorn'u çalacaktır.
Gjallarhorn, kelime anlamı olarak "gürleyen boynuz" veya "yankılanan boynuz" anlamına gelir. Bu isim, boynuzun sesinin ne kadar güçlü ve etkileyici olduğunu açıkça ortaya koyar. Ancak Gjallarhorn sadece bir boynuz değildir; aynı zamanda bir uyarı, bir çağrı ve Ragnarok'un habercisidir.
Ragnarok başladığında, Heimdall Bifrost köprüsünde nöbet tutarken düşmanların yaklaştığını görür. Hemen Gjallarhorn'u çalar ve sesi tüm evrende yankılanır. Bu ses, Odin'i Valhalla'da uyarır ve tüm tanrıları savaşa çağırır. Gjallarhorn'un sesi, aynı zamanda insanlara da bir uyarıdır; artık hayatta kalmak için savaşmaları gerekmektedir.
Gjallarhorn, İskandinav mitolojisinde sadece bir boynuz değil, aynı zamanda bir sembol, bir uyarı ve bir umuttur. Heimdall'ın bu kudretli boynuzu, Ragnarok'un yaklaştığını haber verirken, aynı zamanda tanrıların ve insanların evreni koruma çabalarını da simgeler.