Takdir yetkisi, idarenin, yasalarla çerçevesi çizilmiş sınırlar içinde, birden fazla hukuki ve fiili seçenek arasından en uygun olanı seçme serbestliğidir. Bu serbestlik, idarenin somut olayın özelliklerini dikkate alarak, kamu yararını en iyi şekilde gerçekleştirecek kararı vermesini sağlar.
Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken uymaları gereken kurallara aykırı davranışları nedeniyle uygulanan yaptırımlardır. İdare, disiplin cezası verirken, ilgili mevzuatın öngördüğü sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, cezanın türünü, miktarını ve uygulanma şeklini belirleme konusunda idareye esneklik sağlar.
İdarenin disiplin cezası verirken sahip olduğu takdir yetkisi, keyfi ve hukuksuz uygulamalara yol açmaması için belirli sınırlar içinde kullanılmalıdır. Bu sınırlar şunlardır:
İdari işlemlerde, özellikle disiplin cezalarında, neden-sonuç bağlantısı (illiyet bağı) büyük önem taşır. Bu bağlantı, idari işlemin hukuka uygunluğunun temel şartlarından biridir. İdare, bir disiplin cezası verirken, cezanın dayanağı olan fiil ile verilen ceza arasında açık ve makul bir neden-sonuç ilişkisi kurmalıdır.
Eğer neden-sonuç bağlantısı kurulamıyorsa, yani verilen ceza ile işlenen fiil arasında makul bir ilişki yoksa, idari işlem hukuka aykırı olur ve iptal edilebilir.
Bir kamu görevlisi, mesai saatinde izinsiz olarak kısa süreliğine iş yerinden ayrılmıştır. İdare, bu fiil nedeniyle kamu görevlisine kınama cezası vermiştir. Bu durumda, idare, mesai saatinde izinsiz olarak iş yerinden ayrılma fiili ile kınama cezası arasında neden-sonuç bağlantısı kurmalıdır. Eğer idare, bu bağlantıyı açık ve makul bir şekilde gerekçelendiremezse, verilen kınama cezası hukuka aykırı olabilir.