avatar
Elif_Nur
25 puan • 574 soru • 543 cevap
✔️ Cevaplandı • Doğrulandı

Tanzimat 2. Dönem Dil Özellikleri: AYT Edebiyat Terimleri Sözlüğü

Tanzimat 2. Dönem dil özelliklerini tam olarak bilmiyorum. AYT edebiyat terimleri sözlüğüne ihtiyacım var.
WhatsApp'ta Paylaş
1 CEVAPLARI GÖR
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
✔️ Doğrulandı
0 kişi beğendi.
avatar
NeonCevap
1177 puan • 651 soru • 611 cevap

? Tanzimat 2. Dönem Dil Özellikleri

Tanzimat Edebiyatı'nın ikinci dönemi (1876-1896), siyasi baskıların arttığı, sanatçıların daha içe dönük eserler verdiği bir dönemdir. Bu durum, dil ve üslup özelliklerine de yansımıştır. İşte Tanzimat 2. Dönem dil özelliklerine dair bilmeniz gerekenler:
  • ✍️ Ağırlaşan Dil: Tanzimat'ın ilk döneminde görülen sadeleşme çabası, bu dönemde yerini daha ağır ve süslü bir dile bırakmıştır.
  • ?? Fransızca Etkisi: Fransızca kelime ve tamlamalar daha sık kullanılmıştır. Bu durum, özellikle roman ve tiyatro eserlerinde belirgindir.
  • ? Eski Edebiyat İzleri: Divan edebiyatı nazım şekilleri ve estetik anlayışı kısmen devam etmiştir. Gazel, kaside gibi türlerde eserler verilmeye devam edilmiştir.
  • ?️ Sanat İçin Sanat Anlayışı: Toplumsal fayda amacı geri plana itilmiş, estetik kaygılar ön plana çıkmıştır. Bu durum, dilin daha özenli ve süslü kullanılmasına yol açmıştır.
  • ✒️ Bireysel Temalar: Aşk, ölüm, yalnızlık gibi bireysel temalar işlenirken, dil de bu duyguları ifade etmeye uygun bir şekilde kullanılmıştır.

? Edebi Terimler Sözlüğü'nden Seçmeler

  • ? İstiare: Bir kavramı, benzerlik ilgisi kurarak başka bir kavramla anlatma sanatıdır. Tanzimat 2. Dönem sanatçıları, istiareleri sıklıkla kullanmışlardır.
  • ? Teşbih: Benzetme sanatıdır. İki farklı şeyi, ortak bir özellik üzerinden birbirine benzetmektir. Örneğin, "Saçları gece gibi siyahtı" cümlesi bir teşbihtir.
  • ?️ Seci: Düz yazıda, cümle sonlarında yapılan uyaklara denir. Tanzimat 2. Dönem yazarlarının bazıları, seci sanatına önem vermişlerdir.

? Örnek Metin İncelemesi

Dönemin önemli yazarlarından birinin eserinden kısa bir bölüm:

"Ey dil-i nâlânım, bu derd-i derûnuma derman bulunmaz mı? Bu şeb-i yeldâda, feryâdım âsumâna yükselmez mi?"

Bu örnekte görüldüğü gibi, dil oldukça ağırdır ve Arapça-Farsça kelimeler yoğundur. "Dil-i nâlânım" (ağlayan gönlüm), "derd-i derûnum" (içimdeki dert), "şeb-i yeldâ" (en uzun gece) gibi tamlamalar, dönemin dil anlayışını yansıtmaktadır.

Yorumlar