Fyodor Dostoyevski'nin 1864 tarihli bu dev eseri, sadece bir roman değil, aynı zamanda modern bireyin zihninde dönen fırtınaların, toplumla çatışmasının ve varoluşsal bunalımının edebiyattaki en güçlü yansımalarından biridir. "Yeraltından Notlar", psikolojik roman türünün mihenk taşı olarak kabul edilir.
İsimsiz bir "Yeraltı Adamı"nın ağzından, 19. yüzyıl St. Petersburg'unda geçen roman, ana karakterinin kendi iç hesaplaşmalarını, toplumdan dışlanmışlığını ve akıl ile irade arasındaki çatışmayı konu alır. Kitap, iki bölümden oluşur: İlk bölümde kahramanımızın felsefi monologları, ikinci bölümde ise geçmişinden kesitler yer alır.
Dostoyevski'nin bu unutulmaz karakteri, ne tamamen bir anti-kahramandır ne de sempatik bir figür. O, modern insanın karmaşık ruh halinin bir yansımasıdır. Zeki ancak eylemsiz, kibirli ama aynı zamanda kendinden nefret eden, toplumla birlikte olmak isteyen fakat yalnız kalmayı seçen bir çelişkiler yumağıdır. Onun monologları, okuyucuyu rahatsız eder çünkü hepimizin içinde sakladığı karanlık düşüncelere bir ayna tutar.
"Yeraltından Notlar", varoluşçuluk edebiyatının öncü eserlerinden biri kabul edilir. Sonrasında gelen Franz Kafka, Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi yazarlar üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Roman, bireyin içsel çatışmalarını bu denli derinlemesine ve samimi bir şekilde işleyen ilk eserlerdendir.
"Yeraltından Notlar", rahatlık alanınızın dışına çıkmaya cesareti olan okuyucular için unutulmaz bir deneyim vaat ediyor. Sadece bir hikaye anlatmıyor; okuru, kendi "yeraltı"nda sakladığı düşüncelerle yüzleşmeye davet ediyor. Dostoyevski'nin dehası, bize kusurlu, acı çeken ve çelişkilerle dolu bir karakteri, onu yargılamadan anlamamızı sağlamasıdır. Bu kitap, edebiyatın gücünün, bize başkalarını değil, kendimizi anlatmak olduğunun en büyük kanıtıdır.