Sevgili öğrenciler, bu soruyu adım adım inceleyerek doğru cevabı bulalım:
- Öncelikle verilen dizeleri dikkatlice okuyalım ve anlamlarını kavramaya çalışalım.
- "Bir ah çeksem dağı taşı eritir": Bu dize, şairin çektiği ahın, yani derin üzüntü ve iç çekişinin o kadar şiddetli olduğunu, dağları ve taşları bile eritecek güçte olduğunu ifade ediyor. Gerçekte bir ahın dağları eritmesi mümkün değildir.
- "Gözüm yaşı değirmeni yürütür": Bu dize ise şairin döktüğü gözyaşının miktarının o kadar çok olduğunu, bir değirmeni çalıştıracak kadar bol olduğunu belirtiyor. Bir insanın gözyaşıyla değirmen çalıştırması da gerçek hayatta mümkün değildir.
- Her iki dizede de anlatılmak istenen duygu (üzüntü, keder) abartılı bir şekilde dile getirilmiştir. Şair, çektiği acının ve döktüğü gözyaşının büyüklüğünü vurgulamak için olağanüstü ve gerçek dışı ifadeler kullanmıştır.
- Şimdi seçeneklerdeki edebi sanatları hatırlayalım:
- A) Tezat: Birbirine karşıt iki durum, kavram veya düşüncenin bir arada kullanılmasıdır (örneğin, "ağlarım gülen halime").
- B) Tariz: Bir kişiye veya duruma iğneleyici bir şekilde dokundurmak, alay etmek veya eleştirmek amacıyla söylenen sözün tam tersini kastetmektir (örneğin, "Ne kadar da zekisin!" diyerek aslında aptal olduğunu ima etmek).
- C) Mübalağa: Bir şeyi olduğundan çok daha büyük, çok daha küçük, çok daha az veya çok daha çok göstererek abartmaktır. Duyguları veya durumları etkili bir şekilde ifade etmek için kullanılır.
- D) Kinaye: Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamıyla kullanma ihtimali varken, genellikle mecaz anlamını kastetmektir. Genellikle bir özelliği veya durumu dolaylı yoldan anlatır (örneğin, "O kadar eli açıktır ki..." derken cömertliğini kastetmek).
- Dizelerde gördüğümüz gibi, "dağı taşı eritmek" ve "değirmeni yürütmek" ifadeleri, şairin acısını ve gözyaşını gerçek sınırların çok ötesinde, olağanüstü bir şekilde abartarak anlatmaktadır. Bu durum, doğrudan Mübalağa sanatının tanımına uymaktadır.
Cevap C seçeneğidir.