Merhaba sevgili öğrenciler,
Bu soruda, verilen metindeki anlatıcı ve bakış açısının işlevleri üzerine düşünmemiz isteniyor. Metni dikkatlice okuyarak anlatıcının karakterle ilgili hangi bilgilere sahip olduğunu ve bunları okuyucuya nasıl aktardığını anlamaya çalışalım.
Metni incelediğimizde, anlatıcının sadece yaşlı adamın fiziksel hareketlerini (bastonuna yaslanarak yokuşu tırmanması, ovaya bakması) değil, aynı zamanda onun iç dünyasını, düşüncelerini ve duygularını da bildiğini görüyoruz. Örneğin:
Bu ifadeler, anlatıcının karakterin zihnine girebildiğini, onun psikolojisini ve geçmişiyle olan bağını bildiğini gösterir. Bu tür bir anlatıcıya "ilahi (tanrısal) bakış açısı" veya "hâkim bakış açısı" denir.
Şimdi seçenekleri tek tek değerlendirelim:
Yukarıda belirttiğimiz gibi, "geçmişin yükünü omuzlarında taşıyor gibiydi" ve "gençlik yıllarının silik anılarını arıyordu" ifadeleri, anlatıcının karakterin iç dünyasını ve psikolojisini okuyucuya başarıyla aktardığını gösterir. Bu, anlatıcının bir işlevidir.
Metindeki anlatıcı, sadece dışarıdan gözlem yapmıyor; karakterin düşüncelerini, duygularını ve içsel durumlarını da biliyor ve aktarıyor. Eğer anlatıcı sadece dışarıdan gözlem yapsaydı, "geçmişin yükünü taşıyor gibiydi" veya "gençlik anılarını arıyordu" gibi ifadeleri kullanamazdı. Bu tür bir anlatım, "gözlemci bakış açısı"na aittir ve bu metindeki anlatıcı bu şekilde değildir. Dolayısıyla bu ifade, metindeki anlatıcı ve bakış açısının işlevi için söylenemez.
"Geçmişin yükünü omuzlarında taşıyor gibiydi" ve "gençlik yıllarının silik anılarını arıyordu" ifadeleri, karakterin geçmişiyle olan güçlü bağını ve duyduğu özlemi açıkça vurgular. Bu da anlatıcının bir işlevidir.
Anlatıcının karakterin iç dünyasını, yükünü ve özlemini aktarması, okuyucunun yaşlı adamın hislerini anlamasına ve onunla duygusal bir bağ kurarak empati yapmasına olanak tanır. Bu da anlatıcının bir işlevidir.
Sadece bir yokuş tırmanma eylemi, anlatıcının karakterin iç dünyasına yaptığı vurgularla (geçmişin yükü, gençlik anıları, özlem) çok daha derin ve anlamlı bir hale gelir. Bu, olayın ve karakterin ruh hâlinin zenginleşmesini sağlar. Bu da anlatıcının bir işlevidir.
Sonuç olarak, metindeki anlatıcı sadece dışarıdan gözlem yapmakla kalmayıp, karakterin iç dünyasına da nüfuz ettiği için, B seçeneğinde belirtilen "sadece dışarıdan gözlemleyerek, tarafsız bir tutum sergilemek" ifadesi bu metindeki anlatıcı ve bakış açısının işlevi için söylenemez.
Cevap B seçeneğidir.