"Orhan Pamuk'un 'Benim Adım Kırmızı' romanından bir alıntı: 'Ben bir nakkaşım, adıma Karakaş derlerdi. Ama şimdi sadece bir rengim, kırmızı. Kırmızı ki, bir şehidin kanı, bir gülün utancı, bir şarabın neşesi... Her resimde ben varım, her hikâyede ben... Beni görenler, bende sadece bir renk görmesinler, bende binlerce yıllık bir geleneğin ruhunu, bir aşkın ateşiyle yanan bir kalbi görsünler.'
Bu parçada anlatıcının bakış açısı ve işleviyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Anlatıcı, olayları ilahi bir bakış açısıyla, her şeyi bilen ve gören bir konumdan aktarmaktadır.
B) Anlatıcı, olayları kahramanlardan birinin ağzından aktararak okuyucuya sınırlı ve öznel bir bakış açısı sunmaktadır.
C) Anlatıcı, olayları dışarıdan gözlemleyen tarafsız bir konumda olup, karakterlerin iç dünyasına girememektedir.
D) Anlatıcı, farklı nesnelerin ve kavramların (bir renk, bir şehidin kanı vb.) perspektifinden konuşarak çoklu bir anlatım tekniği kullanmaktadır.
E) Anlatıcı, gelecekteki olayları önceden haber vererek okuyucuda merak uyandırmaktadır.
Sevgili öğrenciler, bu soruda Orhan Pamuk'un 'Benim Adım Kırmızı' romanından alınan bir parçadaki anlatıcının bakış açısını ve işlevini anlamamız isteniyor. Hadi parçayı dikkatlice inceleyelim ve seçenekleri değerlendirelim.
- Parçanın Analizi: Anlatıcı, başlangıçta "Ben bir nakkaşım, adıma Karakaş derlerdi" diyerek bir insan karakteri, bir nakkaş olduğunu belirtiyor. Ancak hemen ardından "Ama şimdi sadece bir rengim, kırmızı" diyerek kimliğini bir renge, kırmızıya dönüştürüyor. Kırmızı renk daha sonra kendi anlamlarını, çağrışımlarını ve varoluşunu anlatıyor: "bir şehidin kanı, bir gülün utancı, bir şarabın neşesi..." Bu ifadeler, kırmızının farklı bağlamlardaki temsillerini ve anlamlarını ortaya koyuyor. Anlatıcı, sadece bir renk olmanın ötesinde, "binlerce yıllık bir geleneğin ruhunu, bir aşkın ateşiyle yanan bir kalbi" temsil ettiğini vurguluyor.
- A Seçeneğinin Değerlendirilmesi: "Anlatıcı, olayları ilahi bir bakış açısıyla, her şeyi bilen ve gören bir konumdan aktarmaktadır." Bu parça, olayları anlatan bir anlatıdan ziyade, bir kimliğin ve bir kavramın (kırmızı rengin) kendini ifade etmesidir. Anlatıcı "ben" dilini kullanır ve kendi varoluşunu anlatır, bu da ilahi (tanrısal) bir bakış açısıyla çelişir. İlahi anlatıcı, karakterlerin dışındadır ve her şeyi bilir. Burada ise anlatıcı, kendisi bir varlık (önce insan, sonra renk) olarak konuşmaktadır. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır.
- B Seçeneğinin Değerlendirilmesi: "Anlatıcı, olayları kahramanlardan birinin ağzından aktararak okuyucuya sınırlı ve öznel bir bakış açısı sunmaktadır." Anlatıcı "ben" dilini kullandığı için öznel bir bakış açısı sunar. Ancak, sadece "kahramanlardan birinin ağzından" ifadesi tam olarak doğru değildir. Anlatıcı önce bir insan (Karakaş) olarak başlasa da, sonra bir renge (kırmızıya) dönüşür ve onun perspektifinden konuşur. Bu, sadece bir insan kahramanın sınırlı bakış açısından daha karmaşık bir durumdur. Bu nedenle B seçeneği tam olarak doğru değildir.
- C Seçeneğinin Değerlendirilmesi: "Anlatıcı, olayları dışarıdan gözlemleyen tarafsız bir konumda olup, karakterlerin iç dünyasına girememektedir." Anlatıcı "ben" dilini kullanarak kendi iç dünyasını, duygularını ve anlamlarını (kırmızının neşesi, utancı, ruhu) aktarmaktadır. Dışarıdan gözlemleyen tarafsız bir konumda değildir. Bu nedenle C seçeneği yanlıştır.
- E Seçeneğinin Değerlendirilmesi: "Anlatıcı, gelecekteki olayları önceden haber vererek okuyucuda merak uyandırmaktadır." Parçada gelecekteki olaylara dair herhangi bir ipucu veya haber verme bulunmamaktadır. Anlatıcı, kendi kimliğini ve anlamını şimdiki zamanda ifade etmektedir. Bu nedenle E seçeneği yanlıştır.
- D Seçeneğinin Değerlendirilmesi: "Anlatıcı, farklı nesnelerin ve kavramların (bir renk, bir şehidin kanı vb.) perspektifinden konuşarak çoklu bir anlatım tekniği kullanmaktadır." Bu seçenek, parçadaki anlatım tarzını en doğru şekilde özetlemektedir. Anlatıcı önce bir insan (nakkaş Karakaş) olarak başlar, sonra bir renge (kırmızıya) dönüşür. Kırmızı renk ise kendi içinde farklı anlamları (şehidin kanı, gülün utancı, şarabın neşesi) barındırarak adeta bu farklı kavramların da sesi olur. Orhan Pamuk'un 'Benim Adım Kırmızı' romanı, farklı nesnelerin (bir at, bir ağaç, bir para, bir renk vb.) ve hatta ölülerin bile kendi hikayelerini anlattığı çok sesli (polifonik) bir yapıya sahiptir. Bu parça da kırmızının, farklı varoluş biçimlerinin ve sembolik anlamlarının perspektifinden konuşarak bu çoklu anlatım tekniğini gözler önüne sermektedir.
Cevap D seçeneğidir.