"Yapraklar birer birer düşerken ağaçlardan,
Sanki hüzünlü bir şarkı fısıldıyor rüzgâr.
Güneş de çekiliyor utangaçça göklerden,
Karanlık örtüsüyle sarıyor her yeri karar."
Bu dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi yoktur?
A) Teşbih (benzetme)
B) Teşhis (kişileştirme)
C) İstiare (eğretileme)
D) Mübalağa (abartma)
E) Mecazımürsel (ad aktarması)
Sevgili öğrenciler, bu tür sorularda dizeleri dikkatlice okumak ve her bir söz sanatının tanımını iyi bilmek çok önemlidir. Şimdi verilen dizeleri adım adım inceleyelim ve hangi söz sanatlarının olup olmadığını bulalım:
- Dizelerimiz:
"Yapraklar birer birer düşerken ağaçlardan,
Sanki hüzünlü bir şarkı fısıldıyor rüzgâr.
Güneş de çekiliyor utangaçça göklerden,
Karanlık örtüsüyle sarıyor her yeri karar."
- A) Teşbih (Benzetme): Bir şeyi başka bir şeye benzetme sanatıdır.
- Dizelerde "Karanlık örtüsüyle sarıyor her yeri karar." ifadesinde, "karanlık" bir "örtüye" benzetilmiştir. Karanlık, bir örtü gibi her yeri sarmaktadır. Bu nedenle teşbih sanatı vardır.
- B) Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insana ait özellikler verme sanatıdır.
- "Sanki hüzünlü bir şarkı fısıldıyor rüzgâr." cümlesinde rüzgârın "fısıldaması" ve "hüzünlü bir şarkı söylemesi" insana özgü bir davranıştır.
- "Güneş de çekiliyor utangaçça göklerden," cümlesinde güneşin "utangaçça çekilmesi" de insana özgü bir durumdur. Bu nedenle teşhis sanatı vardır.
- C) İstiare (Eğretileme): Bir sözcüğün benzetme amacı güdülerek başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır. Teşbihin temel öğelerinden (benzeyen veya benzetilen) birinin eksik olduğu benzetmedir. Teşhis olan her yerde kapalı istiare de vardır.
- "Sanki hüzünlü bir şarkı fısıldıyor rüzgâr." ifadesinde rüzgâr, fısıldayan ve şarkı söyleyen bir insana benzetilmiştir ancak "insan" kelimesi kullanılmamıştır. Sadece benzetilen (rüzgâr) ve benzetme yönü (fısıldamak, şarkı söylemek) verilmiştir. Bu bir kapalı istiaredir.
- "Güneş de çekiliyor utangaçça göklerden," ifadesinde de güneş, utangaç bir insana benzetilmiş, insan söylenmemiştir. Bu da bir kapalı istiaredir. Bu nedenle istiare sanatı vardır.
- D) Mübalağa (Abartma): Bir durumu, olayı veya özelliği olduğundan çok daha büyük veya çok daha küçük gösterme sanatıdır.
- Dizelerde doğanın (rüzgâr, güneş, karanlık) insan gibi hüzünlü bir ruh haline bürünmesi, bu hüzünlü atmosferin tüm doğaya yayılarak yoğun bir şekilde hissedilmesi, duygusal bir abartı olarak yorumlanabilir. Doğanın bu denli derin bir hüzünle dolu olması, bir miktar mübalağa içerebilir. Bu nedenle mübalağa sanatı olduğu kabul edilebilir.
- E) Mecazımürsel (Ad Aktarması): Bir sözcüğün, benzetme amacı güdülmeden, ilgili olduğu başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır. Örneğin, "sobayı yaktık" derken "odunu/kömürü yaktık" kastedilmesi veya "Ankara bu konuda farklı düşünüyor" derken "Ankara'daki hükümet" kastedilmesi gibi.
- Dizelerde böyle bir kullanım bulunmamaktadır. Hiçbir kelime, kendi anlamı dışında, ilgili olduğu başka bir şeyi çağrıştıracak şekilde kullanılmamıştır. Bu nedenle mecazımürsel sanatı yoktur.
Yukarıdaki incelemeler sonucunda, dizelerde teşbih, teşhis, istiare ve mübalağa sanatlarının bulunduğu; ancak mecazımürsel sanatının bulunmadığı görülmektedir.
Cevap E seçeneğidir.