7. sınıf sosyal bilgiler 2. dönem 2. yazılı 6. senaryo Test 3

Soru 11 / 18
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinde milli egemenlik ilkesi temel bir yer tutar. Atatürk, bu ilkenin hayata geçirilmesi için önemli adımlar atmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi, Atatürk'ün milli egemenlik ilkesini güçlendirmeye yönelik çabalarından biridir?
A) Ordunun siyasetten ayrılması
B) Tek partili sistemi kalıcı hale getirme
C) Şeyhülislamlık makamının korunması
D) Eğitimde medrese sistemine devam edilmesi

Sevgili öğrenciler, bu soru Türkiye Cumhuriyeti'nin temel taşlarından biri olan milli egemenlik ilkesini ve Atatürk'ün bu ilkeyi güçlendirme çabalarını anlamamız için çok önemli. Milli egemenlik, devletin yönetim gücünün doğrudan halktan gelmesi, yani halkın kendi kendini yönetmesidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • A) Ordunun siyasetten ayrılması: Atatürk, ordunun görevinin ülkeyi dış tehditlere karşı korumak olduğunu, siyasi kararların ise halkın seçtiği temsilciler tarafından alınması gerektiğini savunmuştur. Ordunun siyasetten ayrılması, sivil yönetimin ve dolayısıyla halkın iradesinin üstünlüğünü pekiştirir. Eğer ordu siyasete karışırsa, halkın seçtiği yöneticilerin kararları etkilenebilir veya devre dışı bırakılabilir. Bu durum, milli egemenliğin zedelenmesi anlamına gelir. Bu nedenle, ordunun siyasetten ayrılması, milli egemenliği güçlendirmeye yönelik çok önemli bir adımdır.
  • B) Tek partili sistemi kalıcı hale getirme: Milli egemenlik, halkın farklı görüş ve tercihlerini özgürce ifade edebilmesi ve yönetimde temsil edilebilmesi demektir. Tek partili bir sistemin kalıcı hale getirilmesi, halkın siyasi tercihlerini sınırlayabilir ve farklı seslerin duyulmasını engelleyebilir. Atatürk, Cumhuriyet'in ilk yıllarında tek parti yönetimi olsa da, çok partili hayata geçiş denemeleri yaparak milli egemenliğin tam anlamıyla hayata geçirilmesini hedeflemiştir. Dolayısıyla bu seçenek, milli egemenliği güçlendirmekten ziyade sınırlayabilecek bir durumdur.
  • C) Şeyhülislamlık makamının korunması: Şeyhülislamlık, Osmanlı Devleti'nde dini ve hukuki konularda en yüksek otoriteyi temsil eden bir makamdı. Türkiye Cumhuriyeti, laiklik ilkesini benimseyerek devlet yönetimini dini kurallardan ayırmıştır. Milli egemenlik ilkesi, yönetimin kaynağının halk olduğunu vurgularken, Şeyhülislamlık gibi dini bir makamın korunması, eski düzenin dini otoritesini sürdürmek anlamına gelir ve milli egemenlik ilkesiyle çelişir. Bu makam, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte kaldırılmıştır.
  • D) Eğitimde medrese sistemine devam edilmesi: Medreseler, Osmanlı döneminde dini ağırlıklı eğitim veren kurumlardı. Atatürk, eğitimde birliği sağlamak (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) ve modern, bilimsel, laik bir eğitim sistemi kurmak istemiştir. Medrese sistemine devam edilmesi, çağdaşlaşma ve milli egemenliğe dayalı yeni nesiller yetiştirme hedefleriyle bağdaşmazdı. Milli egemenliğin güçlenmesi için, bireylerin akılcı ve bilimsel düşünceyle donatılması, modern bir eğitim sisteminin kurulması esastır.

Bu açıklamalar ışığında, Atatürk'ün milli egemenlik ilkesini güçlendirmeye yönelik çabalarından biri, ordunun siyasetten ayrı tutulmasıdır. Bu sayede, devlet yönetiminde tek yetkili merci halkın iradesi olmuştur.

Cevap A seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18
Geri Dön