8. sınıf inkılap tarihi 2. dönem 2. yazılı 3. senaryo meb Test 2

Soru 08 / 14
Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel ilkelerinden biri de akılcılık ve gerçekçiliktir. Bu ilke, hayalci hedeflerden kaçınarak ulusal çıkarları en iyi şekilde korumayı amaçlar.

Bu ilkenin aşağıdaki dış politika adımlarından hangisinde en belirgin şekilde görüldüğü söylenebilir?
A) Misak-ı Millî hedeflerinin tamamından vazgeçilmesi
B) Lozan Barış Antlaşması'nda elde edilen kazanımların korunması
C) Boğazlar üzerinde tam egemenlik için savaşa girilmesi
D) Dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla tüm askeri harcamaların durdurulması

Sevgili öğrenciler,

Bu soruda, Atatürk Dönemi Türk dış politikasının önemli ilkelerinden biri olan "akılcılık ve gerçekçilik" ilkesinin hangi dış politika adımında en belirgin şekilde görüldüğünü bulmamız isteniyor. Öncelikle bu ilkenin ne anlama geldiğini hatırlayalım:

  • Akılcılık ve Gerçekçilik: Dış politikada hayalci, ulaşılamaz hedefler peşinde koşmak yerine, mevcut koşulları, ülkenin gücünü ve uluslararası dengeyi dikkate alarak, ulusal çıkarları en iyi şekilde koruyacak somut ve uygulanabilir adımlar atmaktır. Bu ilke, maceracılıktan uzak durmayı ve barışçıl yollarla kazanımları sağlamlaştırmayı ön planda tutar.

Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • A) Misak-ı Millî hedeflerinin tamamından vazgeçilmesi: Misak-ı Millî, Türk Kurtuluş Savaşı'nın temel hedeflerini belirleyen önemli bir belgeydi. Ancak Lozan Barış Antlaşması ile Misak-ı Millî'nin bazı hedeflerinden (örneğin Musul gibi) uluslararası koşullar ve gerçekler doğrultusunda vazgeçilmek zorunda kalınmıştır. Bu durum, bir yönüyle gerçekçiliği yansıtsa da, "tamamından vazgeçilmesi" ifadesi doğru değildir; zira Misak-ı Millî'nin temel hedefleri olan ulusal sınırlar ve tam bağımsızlık büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir. Bu seçenek, ilkenin bir yönünü yansıtsa da, en belirgin ve olumlu örneği değildir.
  • B) Lozan Barış Antlaşması'nda elde edilen kazanımların korunması: Lozan Barış Antlaşması, yeni Türk devletinin uluslararası alanda tanınmasını, sınırlarının çizilmesini ve tam bağımsızlığını sağlayan çok önemli bir başarıydı. Bu antlaşma, mevcut koşullar altında elde edilebilecek en iyi sonuçtu. Atatürk Dönemi dış politikasının temel hedeflerinden biri de, bu antlaşmayla elde edilen kazanımları korumak, sağlamlaştırmak ve yeni maceralara atılmadan ülkenin güvenliğini ve refahını temin etmekti. Bu yaklaşım, tam anlamıyla akılcılık ve gerçekçiliğin bir göstergesidir; çünkü var olanı korumak ve güçlendirmek, hayalci hedefler peşinde koşmaktan çok daha gerçekçi ve akılcıdır.
  • C) Boğazlar üzerinde tam egemenlik için savaşa girilmesi: Boğazlar üzerindeki tam egemenlik, Türkiye için hayati bir konuydu. Ancak bu hedefe ulaşmak için doğrudan savaşa girmek, o dönemin uluslararası koşulları ve Türkiye'nin gücü göz önüne alındığında son derece riskli ve gerçekçi olmayan bir adım olurdu. Atatürk Dönemi, bu hedefe Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) ile barışçıl ve diplomatik yollarla ulaşmayı başarmıştır. Savaşa girmek, akılcılık ve gerçekçilik ilkesine aykırı bir davranış olurdu.
  • D) Dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla tüm askeri harcamaların durdurulması: Dünya barışına katkıda bulunmak, Atatürk dış politikasının önemli bir ilkesiydi. Ancak bir devletin kendi güvenliğini sağlamak için askeri güce sahip olması bir zorunluluktur. "Tüm askeri harcamaların durdurulması" gibi bir adım, ülkeyi savunmasız bırakacağı ve ulusal çıkarları koruyamayacağı için gerçekçi ve akılcı bir politika olamaz. Bu, iyi niyetli ancak uygulanabilir olmayan bir yaklaşımdır.

Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, Lozan Barış Antlaşması'nda elde edilen kazanımların korunması, mevcut uluslararası koşulları ve ülkenin gücünü en iyi şekilde değerlendirerek, ulusal çıkarları koruma ve sağlamlaştırma amacını taşıdığı için akılcılık ve gerçekçilik ilkesinin en belirgin örneğidir.

Cevap B seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Geri Dön