"Hacivat: Aman Karagöz'üm, şu dünya işleri ne de çetrefilliymiş meğer! Bir yandan geçim derdi, bir yandan da şu komşunun horozu...
Karagöz: Vay canına Hacivat! Sen de mi horozlara takıldın? Benim aklım hep karnımda. Açlıktan gözüm dönüyor vallahi.
Hacivat: Ne demek horozlara takıldım? Ben sana dert yanıyorum, sen alay ediyorsun.
Karagöz: Alay mı? Ben mi? Ben senin derdini dinliyorum, sen benimkini duymuyorsun."
Yukarıdaki Karagöz oyunu diyaloglarından hareketle, geleneksel Türk tiyatrosunun dil ve üslup özellikleri hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Diyaloglar tamamen nazım (şiir) şeklinde oluşturulmuştur.
B) Aydın kesimin ve saray çevresinin ağdalı dili kullanılmıştır.
C) Doğaçlamaya dayalı, halkın günlük konuşma diline yakın bir üslup benimsenmiştir.
D) Soyut kavramlar ve felsefi tartışmalar dilin temelini oluşturur.
E) Söz sanatlarına sıkça başvurularak ağır ve süslü bir dil kullanılmıştır.
Sevgili öğrenciler, bu soru geleneksel Türk tiyatrosunun önemli bir türü olan Karagöz oyununun dil ve üslup özelliklerini anlamamızı istiyor. Verilen diyalogları dikkatlice inceleyerek doğru cevaba ulaşalım:
- Diyaloğun Analizi:
- Hacivat'ın "Aman Karagöz'üm, şu dünya işleri ne de çetrefilliymiş meğer! Bir yandan geçim derdi, bir yandan da şu komşunun horozu..." şeklindeki sözleri, günlük hayatta karşılaşılan sıradan dertleri ve halkın kullandığı ifadeleri yansıtır. "Çetrefilli", "geçim derdi" gibi ifadeler günlük konuşma diline aittir.
- Karagöz'ün "Vay canına Hacivat! Sen de mi horozlara takıldın? Benim aklım hep karnımda. Açlıktan gözüm dönüyor vallahi." sözleri ise daha da sade, esprili ve halkın ağzından çıkan, deyimlerle (aklım hep karnımda, gözüm dönüyor) dolu bir dildir.
- İki karakter arasındaki bu konuşma, sanki o an uydurulmuş gibi doğal ve akıcıdır. Birbirlerini yanlış anlamaları, espriler ve ani tepkiler, doğaçlama bir havayı işaret eder.
- Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
- A) Diyaloglar tamamen nazım (şiir) şeklinde oluşturulmuştur.
Verilen diyaloglar açıkça düz yazı (nesir) şeklindedir, şiirsel bir yapıya sahip değildir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- B) Aydın kesimin ve saray çevresinin ağdalı dili kullanılmıştır.
"Ağdalı dil", süslü, anlaşılması zor, sanatlı bir dildir. Diyalogdaki ifadeler ise tam tersine sade, halkın anlayabileceği ve günlük hayatta kullandığı ifadelerdir. Karagöz oyunu halka hitap eder. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- C) Doğaçlamaya dayalı, halkın günlük konuşma diline yakın bir üslup benimsenmiştir.
Diyalogdaki samimi, esprili, deyimlerle dolu ve doğal akış, oyunun doğaçlama (yani önceden yazılı bir metne sıkı sıkıya bağlı kalmadan, o an uydurularak oynanması) özelliğini ve halkın günlük konuşma dilini yansıttığını gösterir. Karagöz oyunlarının en belirgin özelliklerinden biri budur. Bu seçenek doğrudur.
- D) Soyut kavramlar ve felsefi tartışmalar dilin temelini oluşturur.
Diyalogda "geçim derdi", "komşunun horozu", "açlık" gibi somut ve günlük hayata dair konular işlenmektedir. Felsefi veya soyut tartışmalara yer verilmemiştir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- E) Söz sanatlarına sıkça başvurularak ağır ve süslü bir dil kullanılmıştır.
Diyalogda "aklım hep karnımda", "gözüm dönüyor" gibi deyimler olsa da, genel olarak dil ağır ve süslü değil, tam tersine sade ve anlaşılırdır. Söz sanatları yoğun bir şekilde kullanılmamıştır. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
Yukarıdaki analizler sonucunda, Karagöz oyununun dil ve üslup özelliklerinin en doğru şekilde C seçeneğinde ifade edildiği görülmektedir. Karagöz, halkın içinden çıkan, onların dertlerini ve sevinçlerini kendi dilleriyle anlatan bir oyundur.
Cevap C seçeneğidir.