(Sahne: Lüks bir salon. İki kadın, Elif ve Zeynep, karşılıklı oturmuş, gergin bir sessizlik. Zeynep, elindeki zarif fincanı masaya usulca bırakır.)
ZEYNEP: (Sakin ama keskin bir ses tonuyla) Demek ki öyleymiş. Hayat, bazen en beklemediğimiz anda, en acı gerçekleri yüzümüze çarparmış.
ELİF: (Gözlerini kaçırarak, sesi titrek) Ben... ben öyle olsun istememiştim. Her şey bir anda oldu.
ZEYNEP: (Hafifçe gülümser, acı bir tebessümle) "Bir anda" mı? Yılların birikimiydi o. Her küçük yalan, her göz ardı edilen gerçek, bir tuğla gibi üst üste kondu. Şimdi bu duvarın yıkılışını izliyoruz, hepsi bu.
Bu tiyatro metninin dil ve üslup özellikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Diyaloglar son derece hızlı ve kesik kesik olup, karakterlerin aceleciliğini yansıtmaktadır.
B) Sade ve günlük konuşma dili kullanılarak, sıradan bir olayın anlatımı amaçlanmıştır.
C) Karakterlerin ruhsal durumunu yansıtan, imgesel ve metaforik bir dil tercih edilmiştir.
D) Ağır ve didaktik bir dil kullanılarak, izleyiciye doğrudan ders verme amacı güdülmektedir.
E) Uzun ve karmaşık cümle yapıları, karakterlerin düşünsel derinliğini vurgulamaktadır.