$1960$ sonrası dönemde Türkiye'nin dış politikasında, özellikle Kıbrıs meselesi ve ABD ile ilişkiler gibi konularda önemli gelişmeler yaşanmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi, $1960$'lı yıllarda Kıbrıs meselesi nedeniyle Türkiye'nin dış politikada karşılaştığı temel sorunlardan biri değildir?
A) Yunanistan ile ilişkilerin gerginleşmesi
B) ABD'nin Türkiye'ye ambargo uygulama tehdidi
C) Birleşmiş Milletler'in arabuluculuk çabaları
D) İngiltere'nin Kıbrıs'taki garantörlük haklarından vazgeçmesi
E) Türk askerî müdahalesinin uluslararası alanda tepki çekmesi
Merhaba sevgili öğrenciler,
Bu soru, 1960'lı yıllarda Türkiye'nin dış politikasını derinden etkileyen Kıbrıs meselesi ve bu meselenin yol açtığı sorunlar hakkında bilgi düzeyinizi ölçmektedir. Her bir seçeneği dikkatlice inceleyerek doğru cevabı bulalım:
- A) Yunanistan ile ilişkilerin gerginleşmesi: Kıbrıs meselesi, Türkiye ile Yunanistan arasında tarihsel olarak en büyük gerilim kaynaklarından biri olmuştur. 1960'lı yıllarda Kıbrıs'taki Türk ve Rum toplumları arasındaki çatışmalar, doğrudan Türkiye ve Yunanistan'ı karşı karşıya getirmiş, ilişkileri son derece gerginleştirmiştir. Bu nedenle, bu seçenek 1960'lı yıllarda karşılaşılan temel sorunlardan biridir.
- B) ABD'nin Türkiye'ye ambargo uygulama tehdidi: 1964 yılında, Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etme hazırlıkları sırasında ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, dönemin Başbakanı İsmet İnönü'ye meşhur "Johnson Mektubu"nu göndermiştir. Bu mektupta, Türkiye'nin ABD'den aldığı silahları Kıbrıs'ta kullanması halinde NATO'nun Türkiye'ye destek vermeyeceği ve ambargo uygulanabileceği tehdidi yer almıştır. Bu olay, Türkiye'nin dış politikasında büyük bir şok etkisi yaratmış ve ABD ile ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Dolayısıyla, bu seçenek de temel sorunlardan biridir.
- C) Birleşmiş Milletler'in arabuluculuk çabaları: Kıbrıs'taki çatışmaların uluslararası bir boyut kazanmasıyla birlikte, Birleşmiş Milletler (BM) 1964 yılından itibaren adaya barış gücü (UNFICYP) göndermiş ve taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışmıştır. BM'nin bu çabaları, meselenin uluslararasılaşması ve Türkiye üzerinde diplomatik baskı oluşması anlamına geliyordu. Bu durum, Türkiye'nin dış politikasında yönetilmesi gereken önemli bir süreçti. Bu nedenle, bu seçenek de karşılaşılan sorunlardan biridir.
- D) İngiltere'nin Kıbrıs'taki garantörlük haklarından vazgeçmesi: 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş anlaşmaları (Zürih ve Londra Antlaşmaları) uyarınca Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, Kıbrıs'ın bağımsızlığının ve anayasal düzeninin garantör devletleriydi. İngiltere, 1960'lı yıllarda veya daha sonraki dönemlerde Kıbrıs'taki garantörlük haklarından vazgeçmemiştir. Hatta adada egemen üs bölgelerini korumaya devam etmiştir. Bu nedenle, bu seçenek 1960'lı yıllarda Türkiye'nin karşılaştığı bir sorun değildir, çünkü böyle bir durum yaşanmamıştır.
- E) Türk askerî müdahalesinin uluslararası alanda tepki çekmesi: Her ne kadar büyük çaplı Türk askerî müdahalesi 1974 yılında gerçekleşmiş olsa da, 1960'lı yıllarda (özellikle 1964 ve 1967 yıllarında) Türkiye'nin Kıbrıs'a askerî müdahale tehditleri ve hazırlıkları olmuştur. Bu tehditler, uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış ve Türkiye'ye karşı diplomatik tepkilere yol açmıştır (örneğin Johnson Mektubu). Bu durum, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir baskı unsuru ve sorun kaynağı olmuştur.
Yukarıdaki analizler ışığında, 1960'lı yıllarda Kıbrıs meselesi nedeniyle Türkiye'nin dış politikada karşılaştığı temel sorunlardan biri olmayan durum, İngiltere'nin garantörlük haklarından vazgeçmesi seçeneğidir. İngiltere bu haklarından hiçbir zaman vazgeçmemiştir.
Cevap D seçeneğidir.