Sevgili öğrenciler,
Bu soru, İslam dininin insan hayatına verdiği değeri ve yaşam hakkına bakış açısını anlamamız için çok önemli bir konuyu ele alıyor: ötenazi.
İslam dini, hayatın kutsallığına ve Allah tarafından bahşedilmiş bir emanet olduğuna inanır. Bu temel prensip, yaşamın korunmasını ve ona saygı gösterilmesini emreder. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım:
İslam, acı ve hastalığın bir imtihan olduğunu öğretir. Müslümanlar, zorluklar karşısında sabretmeye, tedavi aramaya ve Allah'tan şifa dilemeye teşvik edilir. Acı çekmek, hayatı sonlandırmak için bir gerekçe olarak kabul edilmez. Allah'ın her hastalığın bir şifasını yarattığına inanılır ve umutsuzluğa düşmek doğru bulunmaz.
İslam'da hayatın sahibi Allah'tır. Ne bireyin kendisi ne de ailesi, bir başkasının veya kendi hayatına son verme yetkisine sahip değildir. Ailenin rızası, Allah'ın koyduğu bu temel kuralı değiştiremez.
Tıbbi imkanların tükenmesi, yaşamın sonlandırılması gerektiği anlamına gelmez. İslam, hastaya son ana kadar bakım verilmesini, acılarının dindirilmesini ve yaşam destek ünitesinde dahi olsa hayatın devam ettirilmesini teşvik eder. Ötenazi, bir "son çare" olarak görülemez, çünkü yaşamın sonlandırılmasına izin verilmez.
İslam'a göre hayat, bireyin mutlak mülkiyeti değildir; Allah'ın bir emanetidir. Bu nedenle, kişi kendi hayatı üzerinde istediği gibi tasarruf etme hakkına sahip değildir. Yaşam hakkı kutsaldır ve bireyin iradesine bırakılamaz.
İşte bu seçenek, İslam'ın ötenaziye bakış açısını en doğru şekilde yansıtmaktadır. İslam dini, intiharı da (kişinin kendi hayatına son vermesi) cinayeti de (bir başkasının hayatına son vermesi) kesinlikle yasaklar. Ötenazi, ister kişinin kendi isteğiyle olsun ister başkası tarafından uygulansın, yaşam hakkına doğrudan bir müdahaledir ve bu nedenle İslam hukukunda "haram" (kesinlikle yasaklanmış) kabul edilir. Hayatın başlangıcı ve sonu yalnızca Allah'ın takdirindedir.
Cevap B seçeneğidir.