Rönesans ve Reform hareketlerinin etkisiyle 15. yüzyıl-17. yüzyıl felsefesi, Orta Çağ'ın teosantrik dünya görüşünden uzaklaşarak insanı ve aklı merkeze alan bir yaklaşım benimsemiştir. Bu dönemde bilimsel yöntem arayışları hız kazanmış, akıl ve deney ön plana çıkmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi, bu dönemin felsefi yaklaşımlarından biri değildir?
A) Bilimsel bilginin otoriteye dayalı olmaktan çıkarılıp gözlem ve deneye dayandırılması.
B) İnsanın bireysel özgürlüğünün ve potansiyelinin vurgulanması.
C) Doğanın matematiksel yasalarla açıklanabileceği fikrinin gelişmesi.
D) Skolastik felsefenin ve teolojinin mutlak egemenliğinin devam etmesi.
E) Sekülerleşme eğilimlerinin güçlenmesi ve devlet-kilise ilişkilerinin yeniden sorgulanması.
Merhaba sevgili öğrenciler!
Bu soruda, 15. yüzyıl-17. yüzyıl felsefesinin temel özelliklerini ve Orta Çağ düşüncesinden nasıl ayrıştığını anlamamız isteniyor. Rönesans ve Reform hareketlerinin etkisiyle şekillenen bu dönem, insanı ve aklı merkeze alan, bilimsel yöntemlere önem veren bir anlayışa sahiptir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Bilimsel bilginin otoriteye dayalı olmaktan çıkarılıp gözlem ve deneye dayandırılması: Bu ifade, dönemin en belirgin özelliklerinden biridir. Francis Bacon gibi düşünürler, bilginin kaynağının otorite veya kutsal metinler değil, gözlem ve deney olduğunu savunmuştur. Bu, bilimsel devrimin temelini atmıştır. Dolayısıyla bu, dönemin bir yaklaşımıdır.
- B) İnsanın bireysel özgürlüğünün ve potansiyelinin vurgulanması: Rönesans'ın ruhu olan hümanizm, insanı evrenin merkezine koymuş, bireyin yeteneklerini, özgürlüğünü ve yaratıcılığını ön plana çıkarmıştır. Orta Çağ'ın Tanrı merkezli anlayışından uzaklaşmanın önemli bir göstergesidir. Dolayısıyla bu, dönemin bir yaklaşımıdır.
- C) Doğanın matematiksel yasalarla açıklanabileceği fikrinin gelişmesi: Galileo, Kepler ve Newton gibi bilim insanları, evrenin işleyişini matematiksel formüllerle açıklayarak doğa bilimlerinde çığır açmışlardır. Bu dönemde evren, Tanrı'nın eseri olmaktan çok, matematiksel bir düzen içinde işleyen bir makine gibi görülmeye başlanmıştır. Dolayısıyla bu, dönemin bir yaklaşımıdır.
- D) Skolastik felsefenin ve teolojinin mutlak egemenliğinin devam etmesi: Skolastik felsefe ve teoloji, Orta Çağ'ın baskın düşünce sistemleriydi ve kilisenin otoritesi altında gelişmişti. Soru metninde de belirtildiği gibi, bu dönem "Orta Çağ'ın teosantrik dünya görüşünden uzaklaşarak insanı ve aklı merkeze alan bir yaklaşım benimsemiştir." Bu, skolastik düşüncenin mutlak egemenliğinin sona erdiği veya en azından ciddi şekilde sorgulandığı anlamına gelir. Dolayısıyla bu, dönemin bir yaklaşımı değildir; tam tersine, dönemin karşı çıktığı bir durumdur.
- E) Sekülerleşme eğilimlerinin güçlenmesi ve devlet-kilise ilişkilerinin yeniden sorgulanması: Reform hareketleri, kilisenin otoritesini sarsmış ve dinin devlet işleri üzerindeki etkisini azaltma eğilimini (sekülerleşme) güçlendirmiştir. Bu durum, devletlerin kiliseden bağımsızlaşma ve kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutma arayışlarını beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla bu, dönemin bir yaklaşımıdır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, D seçeneği, dönemin felsefi yaklaşımlarından biri değildir; aksine, dönemin aşmaya çalıştığı bir durumu ifade etmektedir.
Cevap D seçeneğidir.