Bir tarihçi, "İnsan-doğa etkileşimi medeniyetlerin yükseliş ve çöküşlerinde belirleyici olmuştur." tezini savunmaktadır.
Bu tezi destekleyecek en uygun örnek aşağıdakilerden hangisidir?
A) Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmesi
B) Mezopotamya'da Dicle ve Fırat nehirleri etrafında sulu tarımın gelişmesi
C) İpek Yolu'nun Orta Asya'da ticari faaliyetleri canlandırması
D) Fransız İhtilali'nin milliyetçilik akımını yayması
Merhaba sevgili öğrenciler!
Bu soruda, bir tarihçinin "İnsan-doğa etkileşimi medeniyetlerin yükseliş ve çöküşlerinde belirleyici olmuştur." tezini destekleyecek en uygun örneği bulmamız isteniyor. Bu tezi anlamak için anahtar kelimelerimiz "insan-doğa etkileşimi" ve "medeniyetlerin yükseliş ve çöküşleri"dir. Yani, insanların doğal çevreleriyle nasıl bir ilişki kurduğunun, bir medeniyetin gelişmesinde veya yok olmasında nasıl bir rol oynadığını gösteren bir örnek arıyoruz.
- A) Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmesi: Bu seçenek, bir dinin veya inanç sisteminin bir imparatorluk üzerindeki etkisini anlatır. Bu durum, insanlar arası veya insan-inanç etkileşimi olarak değerlendirilebilir, ancak doğrudan "insan-doğa etkileşimi" kategorisine girmez. Medeniyetin yükseliş ve çöküşünde rol oynasa da, doğa faktörü burada belirleyici değildir.
- B) Mezopotamya'da Dicle ve Fırat nehirleri etrafında sulu tarımın gelişmesi: İşte bu seçenek, tezimizle birebir örtüşüyor!
- İnsan-doğa etkileşimi: Mezopotamya'daki insanlar (insan), Dicle ve Fırat nehirlerinin (doğa) sunduğu su kaynaklarını kullanarak sulu tarım (etkileşim) geliştirmişlerdir. Bu, doğanın sunduğu imkanları akıllıca kullanma biçimidir.
- Medeniyetin yükselişi: Sulu tarım sayesinde bol ve düzenli gıda üretimi sağlanmıştır. Bu durum, insanların yerleşik hayata geçmesine, nüfusun artmasına, köylerin şehirlere dönüşmesine, iş bölümünün ortaya çıkmasına, yazı, hukuk ve devlet gibi kurumların gelişmesine yol açmıştır. Kısacası, Mezopotamya medeniyetlerinin (Sümerler, Babilliler vb.) "yükselişinde" ve dünyanın ilk büyük medeniyetlerinden biri olmasında bu insan-doğa etkileşimi belirleyici olmuştur.
- C) İpek Yolu'nun Orta Asya'da ticari faaliyetleri canlandırması: Bu seçenek, farklı medeniyetler arasındaki ticari ve kültürel etkileşimi anlatır. Coğrafi koşullar (doğa) İpek Yolu'nun güzergahını belirlese de, burada vurgulanan temel etkileşim, insanlar arasındaki ticaret ve kültürel alışveriştir, doğrudan bir medeniyetin temelini oluşturan insan-doğa etkileşimi değildir.
- D) Fransız İhtilali'nin milliyetçilik akımını yayması: Bu seçenek, tamamen sosyal ve siyasi bir olayı ifade eder. İnsanların siyasi düşünceleri ve toplumsal yapıları arasındaki etkileşimi anlatır. "İnsan-doğa etkileşimi" ile hiçbir ilgisi yoktur.
Gördüğümüz gibi, B seçeneği, insanların doğal çevrelerindeki nehirleri kullanarak tarımı geliştirmesi ve bunun sonucunda büyük bir medeniyetin doğuşu, tarihçinin tezini en güçlü şekilde desteklemektedir. İnsanlar, doğanın sunduğu kaynakları dönüştürerek kendi geleceklerini ve medeniyetlerini inşa etmişlerdir.
Cevap B seçeneğidir.