🚀 Online Kendi Sınavını Oluştur ve Çöz!

9. sınıf tarih 2. dönem 2. yazılı 3. senaryo Çözümlü Sorular

Örnek 01 / 40
Soru:
Orta Çağ Batı Avrupa'sında siyasi yapının temelini oluşturan feodalite (derebeylik) sistemi ile Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun merkeziyetçi yönetim anlayışı arasında önemli farklar bulunmaktadır.

Aşağıdakilerden hangisi, bu iki yönetim anlayışı arasındaki temel farklardan biridir?
A) Bizans'ta imparatorun dini ve siyasi gücü elinde toplaması, Batı Avrupa'da ise kilisenin siyasi gücü büyük ölçüde elinde bulundurması.
B) Batı Avrupa'da toprak mülkiyetine dayalı hiyerarşik bir yapının olması, Bizans'ta ise toprağın devlet kontrolünde bulunması.
C) Bizans'ta ordunun paralı askerlerden oluşması, Batı Avrupa'da ise vassal-süzeren ilişkisine dayalı askeri birliklerin bulunması.
D) Batı Avrupa'da ticaretin gelişmiş olması, Bizans'ta ise tarımın temel ekonomik faaliyet olması.
E) Bizans'ta merkezi bir hukuk sisteminin uygulanması, Batı Avrupa'da ise yerel töre hukukunun yaygın olması.
Doğru Cevap: B

✍️ Çözüm:

Bu soru, Orta Çağ Batı Avrupa'sının feodal yapısı ile Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun merkeziyetçi yönetimini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Seçenekleri adım adım inceleyelim:


A) Bizans'ta imparatorun dini ve siyasi gücü elinde toplaması, Batı Avrupa'da ise kilisenin siyasi gücü büyük ölçüde elinde bulundurması.
Bu ifade kısmen doğru olsa da, Batı Avrupa'da krallıklar ve derebeyler de siyasi güce sahipti. Kilisenin siyasi etkisi çok büyüktü ancak tek siyasi güç değildi. Bizans'ta imparatorun dini ve siyasi gücü birleştirmesi (sezaropapizm) doğru bir tespittir. Ancak bu seçenek, iki sistem arasındaki "temel" farkı toprak mülkiyeti ve yönetim yapısı kadar net ifade etmemektedir.


B) Batı Avrupa'da toprak mülkiyetine dayalı hiyerarşik bir yapının olması, Bizans'ta ise toprağın devlet kontrolünde bulunması.
Bu seçenek, iki sistem arasındaki en temel farklardan birini vurgulamaktadır. Feodalite, toprak sahipliği (fief) üzerine kurulmuş, süzeren-vassal ilişkisiyle örülmüş hiyerarşik bir yapıdır. Toprağa sahip olan derebeyleri, merkezi otoriteden bağımsız hareket edebilirlerdi. Bizans'ta ise topraklar genellikle devletin kontrolündeydi ve merkezi otorite güçlüydü. Toprakların kullanımı karşılığında asker yetiştirme gibi yükümlülükler getiren thema sistemi de devletin toprağı kontrol ettiğinin bir göstergesidir. Bu, feodalitenin parçalı yapısı ile Bizans'ın merkeziyetçi yapısı arasındaki en belirgin farktır.


C) Bizans'ta ordunun paralı askerlerden oluşması, Batı Avrupa'da ise vassal-süzeren ilişkisine dayalı askeri birliklerin bulunması.
Bu ifade doğru bir tespittir. Bizans ordusunda paralı askerlerin yanı sıra thema sistemiyle yetişen yerel askerler de bulunmaktaydı. Batı Avrupa'da ise feodal ordular, süzerenine bağlı vassalların (şövalyelerin) sağladığı askerlerden oluşuyordu. Bu da önemli bir farktır ancak siyasi yapının temelini oluşturan toprak mülkiyeti kadar kapsayıcı değildir.


D) Batı Avrupa'da ticaretin gelişmiş olması, Bizans'ta ise tarımın temel ekonomik faaliyet olması.
Bu ifade yanlıştır. Orta Çağ'da Bizans, Akdeniz ve Karadeniz ticaret yollarının kontrolü sayesinde önemli bir ticaret merkeziydi. Konstantinopolis, dönemin en büyük ve zengin şehirlerinden biriydi. Batı Avrupa'da ise tarım temel geçim kaynağıydı ve ticaret Bizans'a göre daha sınırlıydı. Dolayısıyla bu seçenek doğru değildir.


E) Bizans'ta merkezi bir hukuk sisteminin uygulanması, Batı Avrupa'da ise yerel töre hukukunun yaygın olması.
Bu ifade doğru bir tespittir. Bizans, Roma Hukuku geleneğini sürdüren merkezi bir hukuk sistemine sahipti (Iustinianus Kanunları). Batı Avrupa'da ise feodal parçalanmışlık nedeniyle her derebeyliğin kendi yerel töre hukuku ve mahkemeleri vardı. Ancak bu da siyasi yapının temelini oluşturan toprak mülkiyeti kadar kapsayıcı değildir.


Sonuç olarak, feodalite ve Bizans'ın merkeziyetçi yapısı arasındaki en temel fark, toprak mülkiyeti ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yönetim biçimidir. Batı Avrupa'da toprağa dayalı derebeylikler varken, Bizans'ta toprak devlet kontrolündeydi ve bu durum merkezi otoritenin gücünü doğrudan etkiliyordu.