Roma İmparatorluğu, yüzyıllar boyunca Akdeniz dünyasına hükmetmiş, muazzam bir güç ve ihtişam sergilemişti. Ancak, içsel sorunlar ve dışarıdan gelen tehditler, bu devasa yapının temellerini sarsmaya başladı. İmparatorluğun ikiye bölünmesi ve ardından gelen Kavimler Göçü, Roma'nın sonunu hazırlayan önemli olaylardı.
3. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu, siyasi istikrarsızlık, ekonomik zorluklar ve askeri baskılarla boğuşuyordu. İmparator Diocletianus'un başlattığı reformlar, imparatorluğu daha yönetilebilir hale getirmek amacıyla ikiye bölme fikrini ortaya çıkardı. Ancak, bu bölünme kalıcı hale geldi ve 395 yılında İmparator Theodosius'un ölümüyle resmen gerçekleşti.
İmparatorluğun bölünmesi, her iki bölüm için de farklı sonuçlar doğurdu. Batı Roma, dış tehditlere karşı daha savunmasız hale gelirken, Doğu Roma daha uzun süre ayakta kalmayı başardı.
4. yüzyılın sonlarında başlayan Kavimler Göçü, Avrupa tarihini derinden etkileyen bir süreçti. Hunların batıya doğru ilerlemesiyle birlikte, birçok farklı kavim yerlerinden edildi ve Roma İmparatorluğu topraklarına akın etmeye başladı.
Kavimler Göçü'nün Batı Roma İmparatorluğu üzerindeki etkileri yıkıcı oldu. Sınırlar sürekli ihlal edildi, şehirler yağmalandı ve merkezi otorite zayıfladı. Sonuç olarak, 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı.
Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması ve Kavimler Göçü, Avrupa tarihinin dönüm noktalarından biridir. Bu olaylar, antik dünyanın sona ermesine ve Orta Çağ'ın başlamasına yol açtı. Batı Roma'nın çöküşü, Avrupa'da siyasi ve kültürel bir parçalanmaya neden olurken, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu, bin yıl daha varlığını sürdürerek önemli bir medeniyet merkezi olmaya devam etti.