Sevgili öğrenciler, bu soruda bizden verilen dizelerdeki söz sanatını bulmamız isteniyor. Dizeleri dikkatlice inceleyelim:
- "Sen gittin yaslara büründü cihan": Bu dizede "cihan" yani dünya, bir insan gibi "yaslara bürünmek" yani matem tutmak, üzüntü duymak gibi bir eylemde bulunuyor. Oysa dünya cansız bir varlıktır ve üzüntü hissedemez, matem tutamaz.
- "Soluyor dallarda gül dertli dertli": Bu dizede ise "gül" yani çiçek, "dertli dertli" yani üzüntülü bir şekilde soluyor olarak tasvir edilmiş. Gül de bir bitkidir ve dertlenmek, üzülmek gibi insani duygulara sahip olamaz.
Gördüğümüz gibi, her iki dizede de cansız varlıklara (dünya ve gül) insana ait özellikler (yas tutma, dertlenme) yüklenmiştir. Şimdi seçenekleri değerlendirerek hangi söz sanatının bu duruma uyduğunu bulalım:
- A) Tecahül-i arif (Bilmezden Gelme): Bilinen bir şeyi bilmezlikten gelme sanatıdır. Örneğin, "Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?" gibi ifadelerde kullanılır. Verilen dizelerde böyle bir durum yoktur.
- B) Hüsn-i talil (Güzel Neden Bulma): Bir olayın gerçek nedenini bir yana bırakıp, onu daha güzel veya şairane bir nedene bağlama sanatıdır. Örneğin, "Senin güzelliğinden utanır da güneş batarken kızarır ufuk." gibi. Dizelerde doğal bir olaya güzel bir neden uydurulmamıştır.
- C) Teşhis (Kişileştirme): Cansız varlıklara, hayvanlara veya soyut kavramlara insana ait özellikler verme sanatıdır. Bizim dizelerimizde "cihan"ın yas tutması ve "gül"ün dertli dertli solması, onlara insani özellikler yüklenmesidir. Bu durum, teşhis sanatının tam karşılığıdır.
- D) Mübalağa (Abartma): Bir şeyi olduğundan çok daha büyük veya çok daha küçük gösterme sanatıdır. Örneğin, "Bir ah çeksem dağı taşı eritir." gibi ifadelerde görülür. Dizelerde bir abartma olsa bile, temel söz sanatı cansız varlıklara insani özellikler yüklemektir.
Verilen dizelerde cansız varlıklar olan "cihan" ve "gül"e insana ait özellikler (yas tutma, dertlenme) yüklenmiştir. Bu da doğrudan Teşhis (Kişileştirme) sanatına örnektir.
Cevap C seçeneğidir.