İlk Türk-İslam devletlerinde hükümdarlar, hem dünyevi hem de dini otoriteyi temsil ediyordu. Hükümdarlar "Sultan" unvanını kullanıyor ve aynı zamanda İslam dininin koruyuculuğunu üstleniyorlardı.
Bu durum aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
A) Hükümdarların sadece siyasi güce sahip olduğunun
B) Devlet yönetiminde laik bir anlayış benimsendiğinin
C) Hükümdarların hem siyasi hem dini lider olduğunun
D) Hükümdarların hiçbir yetkisinin olmadığının
Merhaba sevgili öğrenciler! Bu soruyu birlikte adım adım inceleyelim ve doğru cevabı bulalım.
Soru Ne Anlatıyor?
Soru, ilk Türk-İslam devletlerindeki hükümdarların (yani padişahların) nasıl bir role sahip olduğunu anlatıyor. Bu hükümdarlar hem "Sultan" unvanını taşıyorlar, yani devleti yönetiyorlar, hem de İslam dininin koruyucusu olarak kabul ediliyorlardı.
Şıkları Tek Tek İnceleyelim:
- A) Hükümdarların sadece siyasi güce sahip olduğunun: Bu şık doğru değil. Çünkü soruda hükümdarların dini bir role de sahip olduğu belirtiliyor.
- B) Devlet yönetiminde laik bir anlayış benimsendiğinin: Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrı yürütülmesi demektir. Soruda ise hükümdarların hem dini hem de siyasi yetkileri bir arada bulundurduğu anlatılıyor. Bu yüzden bu şık da doğru değil.
- C) Hükümdarların hem siyasi hem dini lider olduğunun: İşte bu doğru! Soruda tam olarak bu durumdan bahsediliyor. Hükümdarlar hem devleti yönetiyor (siyasi liderlik), hem de dinin koruyuculuğunu yapıyor (dini liderlik).
- D) Hükümdarların hiçbir yetkisinin olmadığının: Bu şık kesinlikle yanlış. Hükümdarların çok önemli yetkileri vardı.
Doğru Cevabı Bulduk!
Gördüğünüz gibi, sorudaki bilgiler ve şıkları dikkatlice incelediğimizde doğru cevabın C şıkkı olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Hükümdarlar hem siyasi hem de dini liderdi. Tebrikler, soruyu başarıyla çözdünüz!
Cevap C seçeneğidir.