Orhan Veli İstanbulu Dinliyorum şiiri söz sanatları Test 1

Soru 04 / 10

'Uzaklarda çok uzaklarda / Sucuların hiç durmayan çıngırakları' dizelerinde 'sucuların çıngırakları' ifadesiyle hangi söz sanatı yapılmıştır?


A) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)
B) Kinaye (Değinmece)
C) Teşhis (Kişileştirme)
D) Tevriye (İki Anlamlılık)

Sevgili öğrenciler, bu soruda bizden verilen dizelerdeki 'sucuların çıngırakları' ifadesinde hangi söz sanatının kullanıldığını bulmamız isteniyor. Şimdi bu ifadeyi adım adım inceleyelim:

  • Dizelerdeki İfadeyi Anlayalım: "Uzaklarda çok uzaklarda / Sucuların hiç durmayan çıngırakları" dizelerinde geçen 'sucuların çıngırakları' ifadesi, ilk bakışta sucuların taşıdığı ve ses çıkaran zilleri akla getirir. Ancak burada kastedilen sadece zillerin sesi değil, o zilleri çalan ve o sesi duyuran 'sucuların kendisi'dir. Yani, şair sucuların varlığını, hareketini ve işini, onlara ait bir nesne olan çıngıraklar aracılığıyla anlatmaktadır.
  • Söz Sanatlarını Hatırlayalım:
  • A) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması): Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden, ilgili olduğu başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır. Bu ilişki parça-bütün, neden-sonuç, iç-dış, yazar-eser, araç-sahip gibi farklı şekillerde olabilir. Örneğin, "Sobayı yaktık" derken aslında sobanın içindeki odunu veya kömürü kastediyorsak, bu bir mecaz-ı mürseldir.
  • B) Kinaye (Değinmece): Bir sözü gerçek anlamının tam tersini kastederek söyleme sanatıdır. Genellikle iğneleme veya alay amacı taşır. Örneğin, çok yavaş yürüyen birine "Ne kadar da hızlısın!" demek kinayedir.
  • C) Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insan özelliklerinin verilmesidir. Örneğin, "Rüzgar fısıldıyordu" cümlesinde rüzgara fısıldama özelliği verilmiştir.
  • D) Tevriye (İki Anlamlılık): Bir sözcüğün hem yakın hem de uzak iki anlamını çağrıştıracak şekilde kullanılması, ancak kastedilenin uzak anlam olmasıdır. Örneğin, "Bu kadar yüke dayanmak için kol gerek" dizesinde 'kol' hem vücut organı hem de destek anlamında kullanılabilir.
  • 'Sucuların Çıngırakları' İfadesini Değerlendirelim: 'Sucuların çıngırakları' ifadesinde, aslında 'sucular' kastedilmektedir. Çıngırak, sucuların bir aracı, bir sembolü veya onlara ait bir parçasıdır. Şair, sucuların kendisinden bahsetmek yerine, onlara ait bir nesneyi (çıngırağı) kullanarak sucuları anlatmıştır. Burada bir benzetme amacı yoktur, sadece bir ilgi (araç-sahip) ilişkisiyle bir sözcük yerine başka bir sözcük kullanılmıştır. Bu durum, Mecaz-ı Mürsel'in tanımına birebir uymaktadır. Çıngırak, sucuların varlığını, hareketini ve işini temsil etmektedir. Şair, "Sucular hiç durmadan geçiyor" demek yerine, "Sucuların hiç durmayan çıngırakları" diyerek sucuların kendisini kastetmiştir.
  • Diğer Seçeneklerin Neden Uygun Olmadığı:
    • Kinaye değildir, çünkü burada bir sözün tersini kastederek bir anlam verme durumu yoktur.
    • Teşhis değildir, çünkü çıngıraklara insan özelliği verilmemiştir. "Hiç durmayan" ifadesi, çıngırakların sürekli ses çıkardığını, yani sucuların sürekli hareket halinde olduğunu belirtir; çıngırağın kendisinin bir insan gibi "durmama" eylemi yoktur.
    • Tevriye değildir, çünkü 'çıngırak' kelimesinin burada iki farklı anlamı kastedilmemiştir. Tek ve bilinen anlamıyla kullanılmıştır.

Bu açıklamalara göre, 'sucuların çıngırakları' ifadesinde 'sucuların kendisi' kastedildiği için, benzetme amacı güdülmeden bir sözcüğün yerine ilgili olduğu başka bir sözcüğün kullanıldığı Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) sanatı yapılmıştır.

Cevap A seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Geri Dön