Bir siyaset bilimci, "X ülkesinde yolsuzluk oranları son on yılda %20 arttı" derken, bir filozof "Yolsuzluk, toplumsal adaleti zedeleyen ahlaki bir kötülüktür" der.
Bu iki ifadeden yola çıkarak, felsefenin siyaset bilimine ve sosyolojiye kıyasla temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Felsefe, olguları gözlemleyip tanımlarken, siyaset bilimi normatif yargılarda bulunur.
B) Felsefe, mevcut durumu betimlerken, siyaset bilimi ideal olanı tasvir eder.
C) Felsefe, "olan"ı değil, "olması gereken"i sorgulayarak normatif bir bakış açısı sunar.
D) Felsefe, yalnızca bireysel ahlakla ilgilenirken, siyaset bilimi toplumsal yapıları inceler.
Sevgili öğrenciler, bu soru, felsefe ile siyaset bilimi ve sosyoloji gibi ampirik bilimler arasındaki temel farkı anlamamızı istiyor. İfadeleri dikkatlice inceleyerek bu farkı adım adım ortaya koyalım:
- Siyaset Bilimcinin İfadesi: "X ülkesinde yolsuzluk oranları son on yılda %20 arttı."
- Bu ifade, gözlemlenebilir, ölçülebilir ve somut verilere dayanan bir tespittir. Siyaset bilimci, "olan" durumu, yani gerçekte ne olduğunu, nasıl bir eğilim gösterdiğini betimlemektedir. Bu tür bir yaklaşım, ampirik (deney ve gözleme dayalı) bilimlerin özelliğidir. Siyaset bilimi ve sosyoloji, genellikle toplumsal olguları, yapıları ve süreçleri bu şekilde inceler.
- Filozofun İfadesi: "Yolsuzluk, toplumsal adaleti zedeleyen ahlaki bir kötülüktür."
- Bu ifade ise bir gözlem ya da ölçüm değildir. Filozof, yolsuzluğun ne anlama geldiği, değerler açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerine bir yargıda bulunmaktadır. "Kötülük" ifadesi, bir değer yargısıdır ve yolsuzluğun "olmaması gereken" bir durum olduğunu ima eder. Filozof, "olan"ı değil, "olması gereken"i, iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı sorgulayarak normatif (kural koyucu, değer yargısı içeren) bir bakış açısı sunar.
Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:
- A) Felsefe, olguları gözlemleyip tanımlarken, siyaset bilimi normatif yargılarda bulunur.
- Bu seçenek yanlıştır. Yukarıdaki örnekte siyaset bilimci olguyu gözlemleyip tanımlarken, filozof normatif yargıda bulunmuştur. Yani roller ters verilmiştir.
- B) Felsefe, mevcut durumu betimlerken, siyaset bilimi ideal olanı tasvir eder.
- Bu da yanlıştır. Siyaset bilimci mevcut durumu (yolsuzluk oranlarının artışını) betimlerken, filozof ideal olanı (yolsuzluğun olmaması gerektiğini) ima eden bir değer yargısında bulunmuştur. Roller yine ters verilmiştir.
- C) Felsefe, "olan"ı değil, "olması gereken"i sorgulayarak normatif bir bakış açısı sunar.
- Bu seçenek doğrudur. Siyaset bilimci "olan"ı (yolsuzluk oranlarının artışını) incelerken, filozof yolsuzluğun "ahlaki bir kötülük" olduğunu söyleyerek "olması gereken" (yolsuzluğun olmaması) üzerine bir değer yargısı ve normatif bir bakış açısı sunmuştur. Felsefenin temel farkı, tam da bu "olan" ile "olması gereken" arasındaki ayrımı sorgulamasıdır.
- D) Felsefe, yalnızca bireysel ahlakla ilgilenirken, siyaset bilimi toplumsal yapıları inceler.
- Bu seçenek eksik ve yanıltıcıdır. Felsefe sadece bireysel ahlakla değil, siyaset felsefesi, etik, adalet gibi konularla da ilgilenerek toplumsal yapıların ahlaki ve normatif boyutlarını inceler. Filozofun "toplumsal adaleti zedeleyen" ifadesi de bunun bir göstergesidir. Siyaset bilimi toplumsal yapıları inceler, ancak temel fark "yalnızca bireysel ahlak" meselesi değildir.
Bu analizler sonucunda, felsefenin diğer bilimlerden temel farkının, olguları betimlemekten ziyade, değerler, anlamlar ve "olması gereken" üzerine derinlemesine düşünme ve normatif yargılarda bulunma yeteneği olduğu açıkça görülmektedir.
Cevap C seçeneğidir.