Osmanlı Devleti'nde modern orduya geçiş sürecinde, askerlik hizmetinin bir yurttaşlık görevi haline gelmesi ve bu doğrultuda yapılan düzenlemeler, devlet-toplum ilişkilerinde önemli değişimlere yol açmıştır. Özellikle Tanzimat Dönemi'nde yapılan reformlar, bu dönüşümü hızlandırmıştır.
Yurttaş askerliği anlayışının Osmanlı toplumuna yansımaları arasında aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?
A) Askerliğin belirli bir süreye bağlanması
B) Herkesin askerlik yapması gerektiği düşüncesinin yaygınlaşması
C) Redif birliklerinin kurulmasıyla askerlik yükünün taşraya yayılması
D) Gayrimüslimlerin de askerlik hizmetine alınması
E) Kapıkulu askerlerinin sayısının artırılması
Merhaba sevgili öğrenciler,
Osmanlı Devleti'nde modern orduya geçiş ve yurttaş askerliği anlayışı, devletin yapısında ve toplumla ilişkilerinde köklü değişikliklere yol açan önemli bir süreçtir. Bu soruda, bu dönüşümün yansımaları arasında hangisinin sayılamayacağını bulmamız isteniyor. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Askerliğin belirli bir süreye bağlanması: Modern ordularda askerlik, profesyonel ve ömür boyu bir meslek olmaktan çıkarak, belirli bir yaş grubundaki vatandaşların belirli bir süre (örneğin 3-5 yıl) hizmet etmesi esasına dayanır. Bu, yurttaş askerliği anlayışının temel özelliklerinden biridir ve Osmanlı'da da bu yönde düzenlemeler yapılmıştır. Dolayısıyla bu, yurttaş askerliğinin bir yansımasıdır.
- B) Herkesin askerlik yapması gerektiği düşüncesinin yaygınlaşması: Yurttaş askerliği, askerliğin sadece belirli bir zümrenin (örneğin Kapıkulu askerleri) değil, vatanın tüm evlatlarının ortak bir görevi olduğu fikrini içerir. Tanzimat Dönemi'nde bu düşünce giderek güçlenmiştir. Bu da yurttaş askerliğinin doğrudan bir yansımasıdır.
- C) Redif birliklerinin kurulmasıyla askerlik yükünün taşraya yayılması: Redif birlikleri, askerlik hizmetini tamamlamış ancak gerektiğinde tekrar göreve çağrılabilecek yedek askerlerden oluşan birliklerdir. Bu sistem, hem ordunun insan gücü kapasitesini artırmış hem de askerlik hizmetinin ve yükünün sadece başkent veya belirli bölgelerle sınırlı kalmayıp ülkenin geneline yayılmasını sağlamıştır. Bu, modern ordu ve yurttaş askerliği anlayışının önemli bir parçasıdır.
- D) Gayrimüslimlerin de askerlik hizmetine alınması: Osmanlı Devleti'nde geleneksel olarak gayrimüslimler askerlik yapmaz, bunun yerine cizye öderlerdi. Tanzimat Dönemi'nde ilan edilen Islahat Fermanı (1856) ile tüm Osmanlı tebaasının eşitliği ilkesi benimsenmiş ve gayrimüslimlerin de askerlik yapması veya bedel ödemesi gündeme gelmiştir. Bu, askerliğin bir yurttaşlık görevi haline gelmesinin ve tüm vatandaşları kapsamasının bir göstergesidir.
- E) Kapıkulu askerlerinin sayısının artırılması: Kapıkulu askerleri (Yeniçeriler gibi), Osmanlı'nın klasik dönem ordusunun temelini oluşturan, profesyonel ve maaşlı askerlerdir. Modern orduya geçiş süreci, bu eski ve yozlaşmış Kapıkulu ocaklarının kaldırılması (Vaka-i Hayriye, 1826) ve yerine modern, eğitimli, ulusal temelli orduların kurulmasıyla gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, Kapıkulu askerlerinin sayısının artırılması, modern orduya geçiş ve yurttaş askerliği anlayışıyla tamamen çelişen bir durumdur. Tam tersine, bu sistem ortadan kaldırılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında, Kapıkulu askerlerinin sayısının artırılması, yurttaş askerliği anlayışının Osmanlı toplumuna yansımaları arasında sayılamaz; aksine bu anlayışın ortadan kaldırmaya çalıştığı eski yapıyı temsil eder.
Cevap E seçeneğidir.