Sevgili öğrenciler, bu soruda Kur'an-ı Kerim'de müminlerin bir özelliği olarak zikredilen tevekkül kavramını ve günlük hayattaki doğru uygulamasını anlamamız isteniyor. Tevekkül, çok önemli bir kavramdır ve doğru anlaşılması gerekir.
Öncelikle, soruda verilen tevekkül tanımını bir kez daha inceleyelim:
Bu tanım bize tevekkülün iki temel unsurunu gösteriyor: önce elimizden gelen tüm gayreti göstermek (çaba, sebep) ve sonra sonucunu Allah'a bırakmak (güven, teslimiyet).
Şimdi seçenekleri bu tanım ışığında değerlendirelim:
Bu davranış, tevekkülün "aktif bir çaba sonrası" kısmına uymaz. Öğrenci, sınavına çalışmak gibi üzerine düşen maddi sebebi yerine getirmemiştir. Bu, pasif bir bekleyiştir.
Bu da tevekkülün tanımına aykırıdır. Çiftçi, tarlasını ekmek, toprağı hazırlamak gibi üzerine düşen maddi sebepleri yerine getirmemiştir. Sadece dua etmek, tek başına tevekkül değildir; duadan önce çaba gerekir.
İşte bu seçenek, tevekkülün tanımına tam olarak uymaktadır. Hasta, iyileşmek için üzerine düşen "maddi sebeplere sarılmıştır" (doktor tavsiyelerine uymak, ilaçlarını kullanmak). Bu, aktif bir çabadır. Ardından, sonucunu yani şifayı Allah'tan beklemesi ve O'na güvenmesi ise "sonucu Allah'a bırakmak ve O'na güvenmek" kısmını oluşturur. Bu, tevekkülün en güzel örneğidir.
Bu davranış da tevekkül değildir. Yolcu, güvenli bir yolculuk için "gerekli maddi sebeplere sarılmamıştır" (aracının bakımını yaptırmak). Tedbirsiz davranıp sadece Allah'a güvenmek, tevekkül değil, ihmalkarlıktır.
Bu seçenek de tevekkül kavramıyla çelişir. İşçi, maaşını hak etmek için "aktif bir çaba" göstermemiş, yani görevini yapmamıştır. Emek vermeden karşılık beklemek tevekkül değildir.
Görüldüğü gibi, tevekkül hem çalışmayı, çabalamayı, tedbir almayı hem de Allah'a güvenmeyi bir arada barındıran dengeli bir yaklaşımdır. Seçenekler arasında bu dengeyi en iyi yansıtan C seçeneğidir.
Cevap C seçeneğidir.