Türkiye, farklı coğrafi bölgelerinde farklı afet türleriyle karşılaşabilen bir ülkedir. Bu durum, afete dirençli yaşam alanlarının planlanmasında bölgesel ve yerel koşulların göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle yerleşme kararları, afetlere karşı dirençliliği doğrudan etkiler.
Aşağıdakilerden hangisi, bir yerleşim yerinin afete dirençli olması için coğrafi koşullara uygunluk açısından alınması gereken önlemlerden biri değildir?
A) Deprem bölgelerinde zemini sağlam, alüvyon tabakası ince olan alanların tercih edilmesi
B) Akarsu yataklarının taşkın riskine karşı yerleşimden uzak tutulması ve yatakların ıslah edilmesi
C) Heyelan bölgelerinde riskli yamaçların istinat duvarları ile güçlendirilmesi veya yapılaşmaya kapatılması
D) Kıyı bölgelerinde tsunami erken uyarı sistemlerinin kurulması ve tahliye planlarının yapılması
E) Yerleşim yerlerinin ulaşım ve sanayi bölgelerine yakınlığına göre planlanması
Sevgili öğrenciler, bu soru, yerleşim yerlerinin afetlere karşı dirençli hale getirilmesinde coğrafi koşulların önemini vurgulamaktadır. Bizden istenen, bir yerleşim yerinin afete dirençli olması için coğrafi koşullara uygunluk açısından alınması gereken önlemlerden biri olmayanı bulmaktır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Deprem bölgelerinde zemini sağlam, alüvyon tabakası ince olan alanların tercih edilmesi: Bu, deprem riskine karşı alınması gereken çok önemli bir coğrafi önlemdir. Sağlam zeminler ve ince alüvyon tabakaları, deprem dalgalarının etkisini azaltarak yapıların daha güvenli olmasını sağlar. Bu nedenle, afete dirençlilik için coğrafi koşullara uygun bir önlemdir.
- B) Akarsu yataklarının taşkın riskine karşı yerleşimden uzak tutulması ve yatakların ıslah edilmesi: Akarsu yatakları ve taşkın ovaları, sel ve taşkın riski taşıyan coğrafi alanlardır. Yerleşim yerlerini bu riskli bölgelerden uzak tutmak veya akarsu yataklarını düzenlemek (ıslah etmek), taşkınlara karşı dirençliliği artıran doğrudan bir coğrafi önlemdir.
- C) Heyelan bölgelerinde riskli yamaçların istinat duvarları ile güçlendirilmesi veya yapılaşmaya kapatılması: Heyelanlar, eğimli arazilerde toprak ve kaya kütlelerinin kaymasıyla meydana gelen doğal afetlerdir. Riskli yamaçları güçlendirmek veya bu alanlarda yapılaşmaya izin vermemek, heyelan riskine karşı coğrafi koşullara uygun olarak alınan temel önlemlerdendir.
- D) Kıyı bölgelerinde tsunami erken uyarı sistemlerinin kurulması ve tahliye planlarının yapılması: Kıyı bölgeleri, tsunami riski taşıyan coğrafi alanlardır. Erken uyarı sistemleri ve tahliye planları, tsunami anında can kaybını ve hasarı en aza indirmek için coğrafi konuma özel olarak geliştirilen önlemlerdir.
- E) Yerleşim yerlerinin ulaşım ve sanayi bölgelerine yakınlığına göre planlanması: Bu seçenek, bir yerleşim yerinin planlanmasında önemli bir faktör olsa da, doğrudan afete dirençliliği artıran bir coğrafi önlem değildir. Ulaşım ve sanayi bölgelerine yakınlık, genellikle ekonomik kalkınma, istihdam olanakları ve günlük yaşam kolaylığı gibi sosyo-ekonomik ve fonksiyonel planlama kriterleriyle ilgilidir. Bir yerleşimin bu bölgelere yakın olması, onu deprem, sel veya heyelan gibi doğal afetlere karşı kendiliğinden daha dirençli yapmaz. Hatta bazı durumlarda, sanayi bölgelerinin yakınlığı ek çevresel veya endüstriyel riskler bile taşıyabilir. Bu nedenle, bu seçenek afete dirençlilik için coğrafi koşullara uygunluk açısından alınması gereken bir önlem değildir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, A, B, C ve D seçenekleri doğrudan coğrafi koşullara bağlı afet risklerini azaltmaya yönelik önlemlerken, E seçeneği farklı bir planlama kriterini ifade etmektedir.
Cevap E seçeneğidir.