Bir şehir planlamacısı, yeni bir yerleşim alanı tasarlarken olası doğal afet risklerini minimize etmek amacıyla çeşitli önlemler almayı hedeflemektedir. Bu yerleşim alanı, bir akarsu kenarında yer almakta ve hafif eğimli bir topoğrafyaya sahiptir. Ayrıca, bölgenin geçmişte küçük çaplı depremler yaşadığı bilinmektedir.
Bu coğrafi koşullar göz önüne alındığında, şehir planlamacısının aşağıdaki korunma uygulamalarından hangisini öncelikli olarak ele alması beklenmez?
A) Akarsu kenarına set ve bentler inşa ederek taşkın riskini azaltmak.
B) Binaların temel tasarımında zeminin taşıma kapasitesini ve olası sıvılaşma riskini dikkate almak.
C) Eğimli alanlarda bitki örtüsünü güçlendirerek yüzeysel akışı yavaşlatmak ve erozyonu önlemek.
D) Bölgedeki yeraltı su seviyesini düşürmek için derin kuyular açmak ve suyu tarımsal sulamada kullanmak.
E) Yapıların deprem yönetmeliklerine uygun inşa edilmesini sağlamak.
Bir şehir planlamacısının temel amacı, tasarladığı yerleşim alanını doğal afetlere karşı mümkün olduğunca güvenli hale getirmektir. Bu senaryoda, yerleşim alanının akarsu kenarında, hafif eğimli bir topoğrafyada yer alması ve geçmişte depremler yaşamış olması, planlamacının dikkate alması gereken belirli riskleri ortaya koymaktadır. Bu riskler; taşkın, erozyon/heyelan ve deprem/sıvılaşmadır.
- A) Akarsu kenarına set ve bentler inşa ederek taşkın riskini azaltmak: Akarsu kenarında yer alan bir yerleşim alanı için taşkın riski en önemli tehditlerden biridir. Set ve bentler, bu riski doğrudan azaltmaya yönelik temel mühendislik uygulamalarıdır. Dolayısıyla bu, planlamacının öncelikli olarak ele alması gereken bir uygulamadır.
- B) Binaların temel tasarımında zeminin taşıma kapasitesini ve olası sıvılaşma riskini dikkate almak: Bölgenin geçmişte depremler yaşadığı ve akarsu kenarında olduğu belirtilmiştir. Akarsu kenarındaki suya doygun, gevşek zeminlerde deprem anında sıvılaşma riski yüksek olabilir. Ayrıca, zeminin taşıma kapasitesi her türlü yapılaşma için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, binaların temel tasarımında bu faktörleri göz önünde bulundurmak, deprem riskini minimize etmek için kritik bir önceliktir.
- C) Eğimli alanlarda bitki örtüsünü güçlendirerek yüzeysel akışı yavaşlatmak ve erozyonu önlemek: Yerleşim alanının hafif eğimli bir topoğrafyaya sahip olması, yağışlarla birlikte yüzeysel akışın hızlanmasına ve erozyona yol açabilir. Bitki örtüsü, toprağı tutarak erozyonu önler ve suyun toprağa sızmasını sağlayarak yüzeysel akışı yavaşlatır. Bu da heyelan riskini azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle, bu da öncelikli bir çevresel koruma ve risk azaltma uygulamasıdır.
- D) Bölgedeki yeraltı su seviyesini düşürmek için derin kuyular açmak ve suyu tarımsal sulamada kullanmak: Yeraltı su seviyesini düşürmek, bazı durumlarda sıvılaşma riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak, bu seçenekteki birincil amaç "suyu tarımsal sulamada kullanmak" olarak belirtilmiştir. Tarımsal sulama, bir yerleşim alanının doğal afet risklerini minimize etme hedefinden ziyade, ekonomik ve tarımsal bir faaliyettir. Ayrıca, yeraltı su seviyesini aşırı düşürmek, zeminde oturmalara (subsidence) ve ekolojik dengesizliklere yol açabilecek başka çevresel sorunlara neden olabilir. Doğal afet risklerini doğrudan ve güvenli bir şekilde minimize etmeye odaklanan diğer seçeneklere kıyasla, bu uygulama öncelikli bir afet önleme stratejisi olarak ele alınmaz.
- E) Yapıların deprem yönetmeliklerine uygun inşa edilmesini sağlamak: Bölgenin geçmişte küçük çaplı depremler yaşadığı bilgisi, deprem riskinin varlığını açıkça göstermektedir. Yapıların deprem yönetmeliklerine uygun olarak inşa edilmesi, deprem anında can ve mal kaybını önlemek için en temel ve en önemli tedbirlerden biridir. Bu, planlamacının mutlak önceliklerinden biridir.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, A, B, C ve E seçenekleri doğrudan doğal afet risklerini azaltmaya yönelik öncelikli ve kritik uygulamalardır. D seçeneği ise birincil olarak tarımsal bir amaca hizmet etmekte ve afet riskini azaltma bağlamında diğer seçenekler kadar doğrudan ve öncelikli bir çözüm sunmamaktadır.
Cevap D seçeneğidir.