Merhaba sevgili öğrenciler, bu soruda verilen dizelerdeki söz sanatını adım adım inceleyelim:
- Öncelikle verilen dizeleri dikkatlice okuyalım ve anlamaya çalışalım:
- "Sen gittin yaslara büründü cihan" (Sen gidince dünya matem tuttu, üzüntüye boğuldu.)
- "Soldu güllerimle beraber bu bahar" (Benim güllerimle birlikte bu bahar da soldu, güzelliğini yitirdi.)
- Şimdi dizelerdeki ifadeleri inceleyelim:
- "Cihanın (dünyanın) yaslara bürünmesi": Yas tutmak, matemli olmak insanlara özgü bir duygudur. Dünya cansız bir varlıktır ve yas tutamaz. Burada dünyaya insana ait bir özellik (yas tutma) verilmiştir.
- "Baharın solması": Bahar bir mevsimdir. Solmak ise genellikle bitkilere, çiçeklere veya canlılara özgü bir eylemdir. Burada bahar mevsimine, sanki bir çiçekmiş gibi solma özelliği yüklenmiştir. Bu da insana veya canlıya ait bir özelliğin cansız bir varlığa aktarılmasıdır.
- Bu tür söz sanatına "Teşhis" denir. Teşhis, insan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insanlara özgü özellikler, duygular veya eylemler yükleme sanatıdır. Diğer bir adıyla "kişileştirme"dir.
- Şimdi diğer seçeneklere kısaca göz atalım:
- Teşbih (Benzetme): İki farklı varlık veya kavram arasında ortak bir özellikten yola çıkarak yapılan karşılaştırmadır. Genellikle "gibi", "sanki", "adeta" gibi edatlar kullanılır. Bu dizelerde böyle bir benzetme yoktur.
- Mübalağa (Abartma): Bir şeyi olduğundan çok daha büyük, çok daha küçük, çok daha az veya çok daha fazla gösterme sanatıdır. Dizelerde duygusal bir yoğunluk olsa da, temel sanat abartma değil, kişileştirmedir.
- Tecahül-i Arif (Bilmezden Gelme): Bilinen bir şeyi bilmezlikten gelme, genellikle bir etki yaratmak veya düşünceyi vurgulamak amacıyla yapılan bir söz sanatıdır. Bu dizelerde bilmezden gelme durumu yoktur.
- Görüldüğü gibi, dizelerde dünyaya ve bahara insana özgü özellikler yüklenerek "kişileştirme" yapılmıştır.
Cevap A seçeneğidir.